Bugünün varsayımları yarının gerçekleri, bugünün doğruları yarının yanlışları olabilir. Bir bilim adamına, bilimin ifadelerinin doğru olup olmadığını sorduklarında alacakları cevap her zaman, "daha doğrusu bulunana kadar" olacaktır veya "şimdilik bilmiyoruz" denilecektir. Buna rağmen, bilim yaşamımızın bir parçası değil, hatta önemli bir parçası sa değil, tamamıdır! Bilgi edinme yarışında bilimin yerini hiçbir şey bugüne kadar tutamamıştır. Bilim artan gözlem ve fikirlerle her konuda, ama her konuda, hep daha doğruya asimtotik bir şekilde yaklaşır. Bilinecek şeyler sonsuz olduğundan, bilim de sonsuzdur. Bilimde ne bir son durak, ne de bir son söz vardır. Bilim insanlığı sürekli yücelten, Beethoven'in bir defa on yaşındaki bir kız çocuğuna yazdığı mektupta dediği gibi, onu tanrı katına taşıyan bir faaliyettir.
İnsanoğlu, gözlediği olayları açıklayabilmek için kısmen rüyalara, kısmen yanlış anlamalara, kısmen de doğru çıkarımlara dayanan masallar uydurdu. Bu masallar insanın kökeni, kaderi ve içinde yaşadığı çevre hakkında gûya bilgi içeren anlatımlardı. Bu anlatımlarda insan kendisine etki yapan tüm güçleri kendisi gibi şuur sahibi bireyler olarak yorumluyordu. Anlatımlar dinleri, şuurlu olduğu varsayılan ve insanüstü güç sahibi olduklarına inanılan bireyler Tanrıları oluşturdular. İnsan, henüz kontrol etmesini bilmediği kendi aklı içinde yarattığı yepyeni bie âlemde yaşamaya başlamıştı...
Sayfa 11 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Gelecek ümidinin boş bir iyimserlik olarak yorumlandığı bir yıkım ortamında ancak sıkı bir toplumsal gelenek ve güçlü kişilikler o ortamı nesnel gözlerle incelemeye kalkabilirler.