Alper Ali Çelik

Alper Ali Çelik
@Ghostman2013
Mühendis
Lisans
İzmir
Afyonkarahisar, 25 Eylül 1995
31 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Doğruluk-Gerçeklik?
…bir örnek olarak Amerikan filmlerindeki mahkeme sahnelerinde tanığa ettirilen yeminleri verebiliriz: Bu yemin, bilindiği gibi, Türkçeye bazen, “doğruyu, yalnızca doğruyu söyleyeceğime…”, bazen ise “gerçeği ve yalnızca gerçeği söyleyeceğime…” şeklinde çevrilmektedir. Bu örneklerde aslında doğrusu birinci, yani tanığın yalnızca “doğru”yu söyleyeceğine yemin etmesi veya ona bu şekilde yemin ettirilmesidir.Çünkü “gerçek” asla söylenemez:Gerçek, söylenen şeyin, iddianın konusu olan şeydir ve dış dünyada, nesnel dünyada bulunur.Örneğin “Güneş”, “havanın sıcaklığı”, “yağmur yağması” bir doğru değildir, bir gerçektir.Ama Güneşin var olduğuna, havanın sıcak olduğuna, dışarıda yağmur yağdığına ilişkin sözümüz, beyanımız “doğru”dur(veya eğer dış dünyada bir Güneş yoksa, hava sıcak değilse, yağmur yağmıyorsa “yanlış”tır.) O halde doğruluk zihin, zihinde bulunan veya zihnin ürettiği bir şey, teknik deyişle “önerme” ile ilgilidir:Bir önerme doğru veya yanlış olabilir ve ancak bir önerme böyle olabilir.Buna karşılık gerçeklik veya gerçek-olmama, önermenin konusu olan şeyle, özneye “dıştan” olan şeyle ilgilidir.Bu şey veya bir olgu ise doğru veya yanlış olamaz.O ya vardır ve gerçektir ya da var değildir, öyleyse gerçek de değildir.
Sayfa 49 - Alfa Yayınları
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Doğru bilgi nedir?
Doğru(hakikat) nedir? …En yaygın olan sağduyuya en uygun düşer gibi görünen bir görüşe göre doğru, düşüncemizin gerçek ile uyuşmasından ibarettir.Eğer bir nesne hakkında oluşturduğumuz bir görüş, nesnenin kendisine uyuyorsa doğru, ona uymuyorsa yanlıştır. Basit bir benzetme ile söylemek gerekirse, zihni bir ayna, zihnin konusu olan şeyi de aynanın dışında, onun önünde bulunan bir nesne olarak düşünürsek, bu nesnenin aynada bir yansımasının, bir imgesinin meydana geleceği açıktır.Şimdi eğer bu yansıma veya imge, nesnenin kendisine uyuyorsa, biz bu aynanın iyi bir ayna olduğunu veya nesneyi doğru bir biçimde yansıttığını söyleyebiliriz.Ama fuarlarda insan vücudunu tuhaf şekillerde gösteren “komik aynalar”da olduğu gibi, önünde bulunan nesneyi ona uygun bir şekilde yansıtmayan, çarpıtan, ona bir şey ekleyen veya onda bulunan bir şeyi göstermeyen bir zihnin, kusurlu bir zihin, böyle bir bilginin ise “yanlış” bir bilgi olduğunu söyleyebiliriz. Buna, doğru hakkında “uyuşma kuramı” adı verilir.
Sayfa 46 - Alfa Yayınları
Felsefe
Bilginin kaynağı ve araçları
…burada öne sürülen görüşler, zihni tamamen duyulara ve algılara indirgeyenlerden, insanda duyular be algılardan bağımsız bir düşünme yeteneği olduğunu ileri sürenlere kadar tam bir yelpaze oluşturur.Bu arada bilginin elde edilmesinde, gerek duyular ve algılara gerekse zihin ve akıl yürütmeye eşit veya benzer derecede önem veren üçüncü bir görüşün var olabileceğini düşünmek makul olacaktır. Öte yandan felsefe tarihi bize, a)ne duyulara ne akla fazla önem veren; b)gerek duyuların gerekse aklın doğru bilgiyi vermede yetersiz, hatta aldatıcı olduğunu söyleyen; c)bununla birlikte, bilginin-hem de kesin, kendisinden şüphe edilemez bir bilginin- var olduğunu iddia eden bir grup farklı insanın olduğunu da göstermektedir.Bu insanlar bu tür bir bilginin temeline insanda var olduğunu iddia ettikleri bir başka yetiyi, üstün bir bilme yetisini koymaktadırlar ki hakkında verdikleri tasvirden onun genel olarak ‘sezgi’ diye adlandırabileceğimiz bir yeti olduğu anlaşılmaktadır.Sezgicilere göre sezgi, insanı “doğrudan bir seziş ve araçsız bir kavrayış” ile eşyanın bilgisine vâkıf kılan özel bir yetidir.O bizi yanıltan, aldatan duyulardan veya eşyayı parçalayan akıldan farklı olarak “doğrudan doğruya, apaçık, kesin, kendisinden şüphe edilemez, bütünsel bir bilgi” ile hakikatin sırrına eriştirme gücüne sahiptir.
Sayfa 44 - Alfa Yayınları
Felsefe
Felsefenin Yararı Ne?
İnsan, kendi hayatını inceleme kabiliyetidir.Bu olmaksızın o, hiçtir.Felsefe insanı insan yapan ve bir hiç olmaktan kurtaran araştırma, soruşturma ruhunun, anlamlandırma, yorumlama ve değerlendirme etkinliğinin, önemli sorular sorma ve onlara ciddi olarak cevaplar arama özelliğinin, erdemli olma ve mutlu yaşama talebinin, kısaca bilgeliğe ulaşma özleminin en hakiki ve belki tek ifadesidir.
Sayfa 39 - Alfa Yayınları
Felsefe-Düşünce
Bilgi-Bilgelik ?
Örneğin gökcisimlerinin, kütleleri ile doğru, aralarındaki uzaklığın karesi ile ters orantılı olarak birbirlerini ittikleri veya çektiklerine ilişkin Newton’un evrensel çekim yasası, fizik biliminin veya astronominin alanı içinde ele alınması gereken, olguya ilişkin bir bilgidir; ama bu bilgi, bizzat Newton’un veya bir başkası tarafından, evreni matematiksel bir biçimde ve belli bir plana göre düzenli ve uyumlu olarak yaratan akıllı bir Tanrı’nın varlık üzerindeki damgasından haber veren, onun bir işareti, bir ayeti olarak yorumlandığında, artık, bilgi olmaktan daha fazla bir şey, bir bilgelik olur.
Sayfa 30 - Alfa Yayınları