Özgün resimler, bir bakıma bilginin hiçbir zaman olamayacağı ölçüde sessiz ve dingindirler. Bu bakımdan duvara asılan bir yeniden canlandırma, özgün resimle karşılaştırılamaz. Çünkü özgün resimde sessizlik ve dinginlik asıl malzemenin, boyanın içine sinmiştir; insan boyada ressamın o andaki (resmi yaparkenki) hareketlerinin izlerini görebilir. Bunun, resmin boyanmasıyla insanın ona bakması arasındaki zaman aralığını kapatmak gibi bir etkisi vardır.
Bayan Tanizaki merhum kocasının sık sık yaptığı gibi yeni bir ev inşa etmeye karar vermesinin hikayesini anlatıyor. Mimar gelmiş ve gururla "Bay Tanizaki, Gölgeye Övgü kitabınızı okudum ve ne istediğinizi tam olarak biliyorum," demiş. Tanizaki'nin cevabı "Ama ben öyle bir evde asla yaşayamam," olmuş. Cevabında mizah olduğu kadar bir vazgeçiş de var.
Çağımızın imtiyazlarının farkındayım ve onlara müteşekkirim. Ne kadar şikayet edersek edelim, Japonya Batı'yı takip etmeyi seçti ve artık bu yolda cesurca ilerleyip biz yaşlıları geride bırakmaktan başka çaresi yok. Tenimiz olduğu renkte kaldığı sürece verdiğimiz kaybın çaresinin olmadığı gerçeğini kabullenmek zorundayız. Bütün bunları yazmamın sebebi, muhtemelen edebiyata ve sanatta, hala kurtarılabilecek bir şeyler olduğunu düşünüyor olmam.
Işık, okumak, yazmak ya da dikiş dikmek için değil en ücra köşelerdeki gölgeleri defetmek için kullanılıyor ve bu da Japon odasının temel prensibine ters düşüyor.