booksof.geceokuru

booksof.geceokuru
@GizemAltay
Okumayı seven her gün kırk kapı gezen kendi halinde bir öğretmen
9/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 20:05
Yaşamak, sade diliyle çok ağır duygular taşıyan, etkisi uzun süre kalan bir roman. Yu Hua, tek bir insanın hayatı üzerinden aslında bir dönemin acılarını ve değişimini anlatıyor. Hikâye abartıya kaçmadan, oldukça yalın bir şekilde ilerliyor; ama tam da bu sadelik, yaşananların ağırlığını daha derinden hissettiriyor. Kitabın en güçlü yanı, dramatik olayları bile sessiz ve kabullenmiş bir tonla aktarması. Bu da okurken içten içe sarsan bir etki yaratıyor. Yer yer hüzün yoğunlaşsa da, metnin altında güçlü bir “dayanma” duygusu var. Kısaca: Büyük laflar etmeden, hayatın sert gerçeklerini çarpıcı biçimde anlatan; sakin ama derinden vuran bir roman.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,8bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
6/10
·56 syf.··
2026 7. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 12:15
Yeşaya Geldi, László Krasznahorkai’nin insan ruhunun en karanlık çatlaklarını, kolektif çöküşü ve bireysel yıkımı, zamanın kendisi kadar sarsıcı bir bekleyişle işlediği edebi bir eşiktir.Eser, geleneksel bir hikâye anlatımından ziyade zihinsel, metaforik ve varoluşsal bir serüvenin edebi izdüşümü gibi; okudukça sanki kelimeler, kendi arasında savaşan heceler ve duygular gibi çarpışıyor ve yoğunluğuyla güçlükle kendini var ediyor.Satırlar, zamana, varoluşa ve içsel boşluğa meydan okuyan bir bilinç akışı gibi işliyor. Kitabın metinleri, basit bir olay örgüsünden çok, bir içsel yıkım ve yeniden doğuş felsefesi olarak okunabilir.Kelimeler ve heceler metaforik olarak mücadele eden varlıklar gibi betimleniyor; her biri, ana fikri ortaya çıkarmak için çarpışıyor.Zamanın — sabah ve akşamın — yok oluşu, insan algısını ve varoluşun sürekliliğini sorguluyor.“Beklemenin ve umudun artık yeri kalmamış olması” dizesi, eser boyunca dolaşan kayıp, belirsizlik ve teslimiyet duygusunu somutlaştırıyor.Metnin dili, uzatılmış cümleler ve tekrar eden motiflerle, zamanın akışını bulanıklaştıran bir ritme sahip; bu, romanı postmodern ve deneysel bir edebi yapıt hâline getiriyor. Dr.Korin’in iç sesiyle birleşen anlatı, karakterin henüz kaderi mühürlenmemiş bir portresini sunuyor, yola çıkmadan önce, varoluşun ağırlığıyla karşılaşmış bir adam.Korin’in zihnindeki kırılma ve iç monolog, okura insanın kendi iç savaşını gösteriyor:En yıkıcı düşman dışarıda değil, bireyin kendi zihnindeki kaos ve belirsizliktir.Metin boyunca yankılanan cümleler, birer “hecenin savaşı” gibi, varlıkla yokluk arasında titreyen her kelimeyi hissettiriyor. Eserdeki “Kudüslü papaz” ifadesi de yalnızca fiziksel bir karakter tanımı değil; Kudüs’ün tarihsel ve manevi ağırlığı, papazın ise çelişkilerle dolu insan figürü olarak
Yeşaya GeldiLászló Krasznahorkai · Can Yayınları · 1989919 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2021 43. kitabı
Geleceği görmüşçesine yazılmış bir eser. Zaman yolculuğuyla bir asır sonrasını görüp gelen birisinin kaleminden çıkmış gibi… İnsanoğlunun Ay’a ayak basmasına henüz 104 yıl varken Jules Verne tüm gerçekliğiyle bir “Ay Yolculuğu” kurgulamış. Kurgu deyip geçmemek lazım çünkü kitabın içerisinde bahsedilen uzay aracı günümüzde kullanılanlardan pek farklı değil. Ay, Güneş, Dünya ve bunlarla ilgili hesaplamalar öylesine detaylı ve gerçekçi ki böyle bir kitabın uzay yolculuğu başlamadan 104 yıl öncesinde yazılabilmiş olmasına şaşırdığınız kadar böyle bir kitaba rağmen bu yolculuğun 104 yıl gibi uzun bir süre yapılamamasına da hayretle bakıyorsunuz. Yazarlık kabiliyetinin yanında müthiş bir ileri görüşlülük ve son derece donanımlı bir alan bilgisi de kitapta göze çarpıyor. Kesinlikle okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. İçerikle ilgili ilgimi çeken birkaç yere değinmek istiyorum: Top ve gülle ağırlık hesaplamaları anlatılırken lafı 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in kullandığı toplara getirmesi ve onları bir nevi “ufuk açıcı” olarak göstermesi beni fazlasıyla gururlandırdı. Bunun da dışında eser 1865 yılında yazılmış. Osmanlı Devleti’nin son elli yılının başladığı zamanlara denk geliyor. Bizim bakış açımıza göre dağılma ve çöküş olarak anlatılan bir zaman dilimi. Fakat Jules Verne dünya devletlerinin olaya ilgisi ve yardımı ile ilgili yazdığı bölümde Osmanlı Devleti ile ilgili “Osmanlı da çok eli açık davrandı. Aslında bu konuyla doğrudan doğruya ilgiliydi. Bir milyon üç yüz yetmiş iki bin altı yüz kırk kuruş verdi ve bunu Asya’yı Avrupa’ya bağlayan kapıyı yöneten hükümetin ağırlığını hissettirecek ivedilikle yaptı” demiştir. O dönemde Osmanlı’ya bakışın hala nasıl olduğuyla alakalı dikkate alınması gereken bir ayrıntı olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar.
1000Kitap
Ay'a YolculukJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202412,5bin okunma
1k'ya derbeder alıntı atmak dururken...
"Kendimi kötü hissettiğimde çalışırım," dedi. "Keyifsiz olduğumda, melankoliye kapıldığımda, yaşamaktan sıkıldığımda çalışmaya otururum. Belki başka reçeteler de vardır ama ben bilmiyorum. Veya onların bana yararı olmuyor. Benim önerimi mi istiyorsun; buyur, çalışmaya otur. Tanrı'ya şükür, seninle benim gibi insanlarda çalışmak için hiçbir şeye gerek yoktur, kağıt ve kalem dışında."
Sayfa 57
9/10
·210 syf.··
2018 69. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2018 03:10
Bazı kitaplar vardır gerçekten hakkında çok konuşmaya gerek yoktur. “Al, oku” deyip geçeceksin, o depremi okuyunca okuyanın kendisi yaşayacak ama ben kendime not düşmek ve kitabı birilerinin radarına düşürmek için yine de yazacağım. Bitirdiğim günden beri inceleme yazmak için yanıp tutuşuyordum. Nihayet kendi çapımda yaptığım araştırmayı bitirip yazmaya başladım. Çok büyük ihtimalle yazdığım ve yazacağım en uzun inceleme olacak. Birilerine ulaşırsa ne mutlu bana. Kitap, Çin’de köyleri gezip köylülerden dinlediği hikâyelerle halk şarkıları derleyen bir gezginin, kitabın kalanındaki anlatıcımız olacak olan Fugui ile karşılaşması ve Fugui’nin ona anlattıklarıyla gelişiyor. Olayların yaşandığı dönem, Mao’nun Çin’in lideri olduğu ve sözümona Büyük İleri Atılım projesini gerçekleştirmeye koyulduğu zamanlar. İncelemenin kalan kısmında bu projeyi BİA diye kısaltacağım ve Mao’nun kendi halkına yaşattığı acıları ve zulmü dilim döndüğünce anlatacağım. Öncelikle yaşanmış tarihi bir döneme ışık tuttuğu ve beni derinden sarstığı için bu incelemeyi yazmasaydım da kitaba kaynaklık eden Mao dönemi Çin’i kesinlikle araştıracaktım. Yazarımız Yu Hua kendi çocukluğunda , yine Mao döneminde yaşanan Kültür Devrimine tanıklık ediyor. Bu dönemin onda yaşattığı travmanın izleri de yazdığı her kitabında yer bulmuş. Bu Kültür Devrimi’ne aşağılarda BİA ile birlikte detaylı olarak değineceğim. Kitap yayımlanır yayımlanmaz Çin’de yasaklanıyor. Sonra filme uyarlanıyor, hızını alamayan devlet anında filmi de yasaklanıyor. Bir ülkenin yüzleşmekten ve başkalarının da haberdar olmasından korktuğu utanç dolu bir geçmişe sahip olması ne acı. Çin tarihini elimden geldiği kadar kısaltıp özet geçeceğim. Benim de çok bilgim yok, az şey okudum. Eksiğim, yanlışın olursa affola. Belirtirseniz
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,8bin okunma