“Tanrı insanlardan iyilik ister, oysa biz komşularımızda sadece kötülüğü ararız ve böylece çok daha büyük derecede kötülükleri yaratmış oluruz; tanrının huzurunda parmağınızla birbirimizi gösterir ve,”Tanrım bak şimdi adamda ne günahkar! diye yaygarayı koparırız. Oysa birbirimizle uğraşmamamız gerekir, hele bir yurttaşın öbürüyle alay etmeye kalkışması olacak iş değildir; tersine, her şeyi ortaklaşa bir bakış açısıyla bakmalı ve doğru yaşayıp yaşamadığımızı, hayatımızı daha iyi hale getirip getiremeyeceğinmizi içtenlikle düşünmeliyiz. Amacım söz konusu bu insanlardan yana çıkmak değil, bizler daha akıllı olursak daha iyi yaşarsak o zaman böyle insanlara zaten gereksinme duyulmayacaktır...”
Kovalev mutluluktan neredeyse kahkaha atacaktı. Ama bu hayatta hiçbir şey uzun sürmez ; ikinci kez duyduğu mutluluk da ilkine oranla pek cansızdı. Üçüncü kez duyacağı mutluluk biraz daha zayıflayacak, en sonunda da yok olup gidecekti. O da eski ruh haline dönecekti, tıpkı taşların suda sektirilmesiyle oluşan halkaların bir süre sonra kaybolması gibi...
“İnsanlar,kendilerine baktıkları için yaşadıklarını sansalar da aslında sadece sevgiyle yaşadıklarını anladım. Seven kişi, Tanrı’ya yaklaşır ve Tanrı da ona yaklaşır. Çünkü sevgi Tanrı’nın ta kendisidir. “
Hazreti İsa Britanya’ya geldiğinde Lazarus dört gündür mezarındaydı. Martha,İsa’nın geldiğini duyunca karşılamaya çıktı.
“Efendim,” dedi. “ Eğer burada olsaydın kardeşim ölmeyecekti. Ama şimdi buradasın ve Tanrı’nın da istediğin hiçbir şeyi senden esirgemeyeceğini biliyorum.”
“Kardeşin yeniden kalkacak ayağa,”dedi İsa. YOHANNA İNCİLİ