Kapak Kızı, Ayfer Tunç’tan okuduğum üçüncü kitap oldu. Artık yazarın kalemine alıştığım için romanı okurken yan karakterlerin hikâyelerinin bir anda ön plana çıkacağını bilerek okumaya başladım.
Kitap, karakterlerin Şebnem’in bir fotoğrafı üzerinden hem onu hem de kendi hayatlarını, seçimlerini, arzularını ve ikiyüzlülüklerini sorgulaması ekseninde ilerliyor. Bir tren yolculuğunda karakterlerin hayatlarına dokunurken, biz de Şebnem’i sürekli yargılayan gözlerle olayları takip ediyoruz.
Roman boyunca Şebnem’in sesini hiç duymuyoruz. Tıpkı karakterler gibi biz de onu yargılıyor, çoğu zaman seçimlerini ve önyargılarını sorgularken buluyoruz. Yine de Kitap bittiğinde hâlâ Şebnem’i merak etmekten kendinizi alamıyorsunuz.
Ben bilmeden başlamış olsam da bu kitap üçlemenin ilk kitabıymış. Şebnem’in hikâyesini ise bir sonraki kitapta okuyoruz. Bu yüzden roman bittiğinde birçok soru zihnimde kaldı ve devam kitabını merak etmeye başladım.
Ben kitabı bir çırpıda okudum. Ayfer Tunç’un şimdiye kadar okuduğum kitapları arasında en sevdiklerimden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.