Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bazı kitaplar bir hikâye anlatmaz, bir atmosfer kurar. Gölgeler de tam olarak böyle bir metin. Okurken olayları İstanbul’un hafızasında dolaşıyorsunuz. Çünkü bu kitap yaşayan insanları değil, onların bıraktığı izleri, yani gölgelerini konuşturuyor.
Zülfü Livaneli burada klasik bir kurgu peşinde değil. Daha çok bir ağıt, bir saygı duruşu ve bir hatırlatma yazmış. Fatih Sultan Mehmed’den Nâzım Hikmet’e, Sabahattin Ali’den Orhan Veli’ye kadar pek çok ismin gölgeleri üzerinden aslında şu soruyu sorduruyor: Bir insan öldüğünde gerçekten gider mi, yoksa bıraktığı düşüncelerle yaşamaya devam mı eder?
Bu kitap herkese hitap etmeyebilir. Çünkü aksiyon yok, sürükleyici bir olay örgüsü yok. Ama edebiyatın ruhuna, belleğe ve kültürel mirasa dokunan metinleri seviyorsanız, Gölgeler sizi sessiz ama derin bir şekilde etkiliyor.
Ne demişti hemcinslerimden biri? Dans edemediğim devrim devrim değildir. Cunhuriyet'le kadınlar dans etmeyi öğrendiler. Utanmadan, korkmadan... Ayaklarını özgür yarınların temposuna uydurarak. Sağ olun Paşam...