Neden kimse bir yavaşlık tanrısı icat etmedi?
PETER HANDKE
‘’Yeryüzünde geç kalmışlığın ilacı yoktur’’ bir kitaptan altını çizdiğim bu cümleyi ilk okuduğum günden bu yana düşünüyorum ve ara ara beni kaygılandırsa da bir yerlere kapı araladığını söylemeliyim. Telafisi mümkün olmadığını söylediğimiz bu çetrefili hastalık tam olarak nedir? Ben bu eğilip bükülebilen, hızlanan bazen yavaşlayan zamanın içinde bir şeyleri kaçırıyor muyum? Bu soruyu muhtemelen yirmili yaşlarındaki herkes sormuştur. Bir cevaba ihtiyaç duyuyor gibiyiz bu konuda. Biz bu soruyu Byung- Chul Han, Zamanın Kokusu kitabıyla inceleyelim.
Zaman kavramı çağlar boyunca gizemini korumuştur. Mısırlılar gök cisimlerinin hareketine bakarak bir takvimi buluyor, zamanı kristal bir çizelge yapıyor ve biz bir döngünün içine düşüyoruz. Ocak, şubat mart…. Pazartesi, Salı, Çarşamba tekrar pazartesi….. Bir başa dönüş var fakat şairin dediği gibi ‘’burada kalamazsın başa dönemezsin’’ hep ilerlemek zorundayız ki sen dursan da seni omuzlarıyla ittiren bir zaman çizelgesi, akış, yaşayış, hız ve gelişim var. Bir gelecek var hepsinin bir adım ötesinde. Geleceğin bir kaçan ayna olması muhtemelken bizim onun peşinde sürekli koşturmamız da kaçınılmaz oluyor. Kendi kendimizin peşinde koştuğumuz ama kendi kendimizi kaybettiğimiz bu hızlanma çağında azığımız ise geç kaldım korkusu oluyor. Geç kaldığımızı hissettikçe daha hızlandığımız hızlandıkça da uzaklaştığımız bu yolda bir süre durup etrafınıza bakmalısınız. Hızlandıkça deneyim oranını arttırdık, peki nitelik? Yaşadığınız onca şeyin arasında durup ne hissettiğimizin farkına varmaya zaman yoktur. Geldiği gibi gönderdiğimiz bu yaşantıların ardından yenisini istiyoruz çünkü, daha fazlası daha çok yaşadım hissini vermek zorundadır(!). Burada modernite aleyhtarlığı ya da
Zamanın KokusuByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20181,380 okunma