‘İnsanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez. Ne anlamlı bir söz, değil mi? Yüzmek istememeleri doğal, çünkü karada yaşamak için yaratılmışlar, suda değil. Ve düşünmek istememeleri de doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil! Evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa, bunda ileri bir noktaya ulaşabilir; ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir böyle biri ve bir gün gelir suda boğulur.’
“ Biliyorum , zaman gelecek, insanlar birbirlerini beğenecekler. Her insan, öbürlerinin gözüne yıldız gibi görünecek. Yeryüzünde özgür insanlar, özgür oldukları için büyük olan insanlar olacak. Her biri açık kalple, her türlü nefretten arınmış olarak yürüyecek ve hiçbirinde kötülük
bulunmayacak. O zaman yaşam, yaşam olmaktan çıkacak, insana karşı beslenen inançtan oluşmuş bir din haline gelecek, insan imgesi çok yüceltecektir…….
Ya da en azından, sessizliği katlanılmaz bulanlar, başka insanlar kalbin dilini konuşamadıklarından sıradan dili kullanmaya ve alışılmış kalıplarla, sıradan ilişkilerden ve olaylardan, bir anlamda gündelik olan bitenlerden konuşmaya razı oluyorlardı. İşte o zaman da en hakiki acılar, sohbetlerin sıradan kalıpları içinde aktarılır oldu.