Sen de bu sabah perdelerini çektiğinde gizli bir sevinçle, “Kar yağmış!’‘ dedin. Sonra haber verdin evdekilere. Herkes pencerelere koştu. Zaten perdeler, aylardır bu manzarayı gösterebilmek için, kapanıp açılıyordu. İlk kar, ağaçların, kedilerin ve kasketlerin rengini değiştirdi. Bu yüzden ısıtıyor.
Her sabah yeni bir manzara görecekmiş gibi camlara koşup, değişen hiçbir şey olmadığını görmek ne soğuk. Düşüp yuvarlanan bir bozuk paranın peşinden koşarken, kelimelerin üzerine basa basa yürümek ne soğuk! Dizlerine kadar gömüldüğün karda yürümekte ne var! Boğazına kadar battığın kelimelerin içinde yüzmek ne soğuk!
Kurtulamam
Döl yatağında düşük taşıyan analar gibi
Nasıl çarmıhını sırtında taşırsa İsa' lar
Ve nasıl dünyayı sırtında taşıyorsa Atlas
Sevilerin cesetleridir içimdeki ağırlık
Kurtulamam
Kaçtıkça kendimden kobalamaktayım kendimi
Estirdiğim rüzgarımdan savrulmaktayım
Ne yakalanıyorum kendime ne yakalıyorum kendimi
Hem özlemim kendime hem de kendimden
Kurtulamam
Silkinip ağırlığımdan silkeleyip gölgemi
Ağsam bulutlara da seyretsem
Yerdeki sürüngen kendimi
Prometheus'un zincirlerinden
Kurtulamam
Cariyemin kölesiyim azadlım sahibimdir
Yarattığım sevidir beni yaratan
Ben benim efendim ben benim kölem
Ölsem kurtulur muyum bu tutsaklıktan
Kurtulamam