Mustafa Ercan ERGÜR

Mustafa Ercan ERGÜR
@Gorath
Mekanika: Zamanın Parçaları, Meleran: Çakıldak Döngüsü ve Kutsal Çizme kitaplarının yazarı. Mutlaka deneyin: m.kitapyurdu.com/index.php?route... Yorumlarınızı bekliyorum.

Mustafa Ercan ERGÜR

, bir kitap okudu
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
Yusuf Atılgan
7.4/10 · 71,2bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Öncelik Diğerlerinde ama Bunu da Olumadan Geçme!
5/10
·263 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
John Steinbeck'in kalemine hayran olduğumu söyleyebilirim ama bu kitabı Gazap Üzümleri, Fareler ve İnsanlar, İnci, Cennetin Doğusu gibi kitaplarının yanında çok daha sönük kalıyor diyebilirim. Bunun anlamı kitabın kötü olduğu anlamına gelmiyor kesinlikle. Özellikle de Sardalye Sokağı serisinin ikinci kitabı olması; Doc, Mack, Hazel gibi tatlı mı tatlı karakterler ve onlara eklenen Joseph and Marry, Suzy gibi yenileri ile unutulmaz sahneler barındırıyor. Yine de anlattığı hikâye etkileyicilikten çok uzak. Akıllardan asla çıkmayacak şekilde parlayan bir karakteri ve plot'u yok. Okunmalı mı? Usta yazarın diğer kitaplarını okuduysanız ve kalemine özlem duyuyorsanız bunu da okumalısınız. Yoksa önceliğinizi diğer kitaplara vermeniz tavsiyemdir.
Edebiyat
Tatlı PerşembeJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20211,810 okunma
Bizden Öyküler
7/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2020 42. kitabı
Bu kitap ve hatta sevgili Adil Öztürk'ün kalemi hakkında ne diyebileceğimi bilemiyorum desem? Bir romana ya da öyküye yorum yaparken normalde bu kadar düşüncelere dalıp gitmem ama bu kitap bende bu şekilde bir etki yapıyor. Neden mi? Bir düşünelim. Adil, bu kitapta bolca Türk mitolojisine girmiş. Bu konuya, şamanizme ve yarattığı derin dünyaya oldukça hakim diyebilirim. Sıçramalar ile farklı dönemlerde geçen şaman hikayelerini, her birisi farklı bir Türk Canavarı ile süslenmiş olan, nice iye ve kam ile doldurulmuş farklı farklı öyküleri bizlere sunuyor. Öykülerin bütünlüğüne de (birbiri ile özdeşliğinden bahsediyorum) diyecek hiçbir şey yok. Kendi içlerindeki bütünlükleri ise asıl üzerinde durulması gereken konu. Oldukça sınırda duruyorlar. Bazen iç içe geçmiş hikâyeler okuyoruz ve en içteki hikâye, onu çevreleyen dış hikâyeden daha ilgi çekici olabiliyor. Halbuki anlatının baş kahramanı dış hikâyenin kahramanıyken iç hikâye kısacık bir olay örgüsüyle okuru daha çok cezbedebiliyor. Bu da öykünün genel bütünlüğünde ister istemez bir titreşim yaratıyor. (Yıkmıyor ama okurun damak zevkine dokunuyor.) Karakterizasyonlar çok güzel. Her bir kam, şaman ile bağı kurabiliyorsunuz. Hikâyeler, sevgili Adil'in tertemiz anlatımından da yola çıkarak oldukça güzel başlıyor, okuru anında içine alan ilgi çekici bir konu ile sarı veriyor, gel gelelim gelişmenin hemen ardından sonuca doğru yol almaya başladığı o noktada bir parçacık üzüyor. Daha etkileyici olsun diye bekliyorsunuz ama olmuyor. Bitişler aynı tonda, hayal gücünüzün sınırlarını hiç zorlamadan, gayet normal bir yapıda oluveriyor. Bahsettiğim ufak tefek durumlara karşın anlatımı, farklı atmosferleri, Türk mitolojisi ve kamlarla dolu hikâyeleri ile güzel bir kitaptı diyebilirim. Adet yerini bulsun. En beğendiğim üç
Edebiyat
Dördüncü Günün MelanetiAdil Öztürk · Karakum Yayınları · 202029 okunma
Tuhaf Bir Distopya
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2020 41. kitabı
Karin Tidebeck'i bir arkadaşımın önerisi ile tanıdım diyebilirim. Öncelikle Zeplin'i, ardından da Amatka'yı okuduktan sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki kendisi yeni akım Weird türünü taçlandıran bir yazar. Benim için Zeplin'in yeri bir başkaydı. Tüm derleme içerisinde yer alan öykülere dönüp baktığımda özellikle "okuduğum en iyi öyküler" arasında zirvelere yerleştirebileceğim en az dört öyküyü rahatlıkla işaret edebilirim. Bu vesileyle, çok geçmeden başladığım Amatka ise neredeyse Zeplin'deki o hikâyelere yakın bir kalitede diyebilirim. Bir roman ile öyküleri kıyaslamak ne kadar doğru olmasa da okura hissettirdikleri babında ve bahsi geçen eserlerin tamamının aynı yazarın kaleminden çıkmış olması vesilesiyle bunu yapma ihtiyacı duydum. Amatka, ana hikâyesi ve üzerine kurulduğu fikir ile çok çok iyi olan bir roman diyebilirim. Kötü olmasa da kitabın geri kalanına kıyasla hızlı ve imgesel bittiğini düşündüğüm finali ortalamanın biraz üstünde kalarak ağzımızda hafif "tuzlu" bir tat bıraktı. Yine de bu türde romanlarda (tuhaf kurgu) her şeyin net verilmeyeceği, okurun zihnine ve türlü arka mantık düzlemlerine bırakıldığı, hatta sürreal ve imgesel mantıkların ancak ve ancak okur tarafından düşünerek ve kurgulanarak oturtulabildiği anlatımlara alışık olmak gerekiyor. Gönlümden geçen final daha maddeseldi diyebilirim ama bu kesinlikle Karin Tidbeck'in eserini itinayla yerleştirdiği Tuhaf Kurgu türünden eseri çıkartacak bir final olacaktır. Bu açıdan düşününce de Karin Tidbeck'in ne kadar da yolunu iyi çizen, yaptığı işe hakim bir yazar olduğunu görmüş oluyoruz. Mevcut finali ile baş karakterinin çok çok az etkinlik gösterdiği gerçeği de var. Bize distopik bir yerleşkedeki sıra dışı olayların nihayetinde bulacağı durumu anlatan ve onu sadece bir parçacık hızlandıran
Edebiyat
AmatkaKarin Tidbeck · İthaki Yayınları · 2018113 okunma