Hangi prensiplere uymaya çalışırsak çalışalım, ebeveynliğimizin çocuklarımız üzerinde nasıl bir etki yapacağını öngörmemiz mümkün değildir, zira planlı davranışlarımıza bilinçdışımızın nasıl sızdığını asla kontrol edemeyiz.
Medya olabilecek en iyi şekilde keyif almamız için -olası en iyi orgazmı yakalamamız, en iyi ebeveyn, eş, işçi vs. olmamız için- üzerimizde baskı yaratıyor.
İnsan genleri öznenin ölümünden sonra “hayatta” kalmaya devam ettiği için insan vücudu gitgide daha yok edilemez görünüyor. Ne var ki ölüme daha fazla hâkim olma yönündeki bu girişimlerle birlikte, Kierkegaard’ın meşhur tahminini, özne için ölümden daha korkunç olan şeyin aslında ölümsüzlük ihtimali olduğunu unutmamalıyız.
Ne seçilen renklerdeyiz ne gidilen yerlerde
Danışıklı gözyaşları/ yapmacık mutluluklar
Soykırımsal bir çoğalma/ solucansı bir eşleme
Bir yanımız doğumevi bir yanımız hiroşima
İki bulvar itiyiz biz/ koşulların kölesiyiz
Zincir sesi duydukça sızlar bileklerimiz