Romeo ve Juliet’i okurken şunu fark ettim: Bu hikâye sadece bir aşk değil, resmen duyguların en saf ve en yoğun hali. Her şey çok hızlı gelişiyor ama buna rağmen hissettirdikleri asla yüzeysel değil. Bence bu yüzden hâlâ bu kadar konuşuluyor; çünkü o yoğunluk hâlâ geçerli, hâlâ tanıdık.
Ama dürüst olayım, bazı yerlerde “bu kadar da hızlı mı yani?” dedim. Birkaç gün içinde bu kadar büyük kararlar alınması bana biraz fazla geldi. Aşkları güçlü ama bazen mantık tamamen devre dışı kalıyor gibi hissettirdi. Bir de olayların bu kadar trajik bir sona gitmesi, biraz da karakterlerin aceleciliğinden kaynaklanıyor gibi.
Genel olarak baktığımda ise, yine de etkileyici bir hikâye. Çünkü sadece bir aşk anlatmıyor; aynı zamanda insanların inatlarının, aile baskısının ve yanlış kararların nelere yol açabileceğini de gösteriyor. Yani okurken sadece “romantik” değil, biraz da düşündüren bir tarafı var.