olsun madem ölene kadar hayattayız
kalmasa da geleceğe dair umudumuz
geçmişi hatırla
unutma, çok bunaldığımız zamanlarda
sana eskilerden masallar anlatırdım
krallara, şövalyelere ve kahramanlara dair hikâyeler
(...)
kalmadı artık sığınacak
hafızamdan başka liman
kralların, şövalyelerin, kahramanların çağı geçti
kimsenin öldüğü yok
yaşadıkça yaşıyoruz işte hepimiz
kırılan küçük şeylerin kimse farkında olmaz
saç teli gibi
dal gibi
kalp gibi
durup bir kez daha bakıldığında anlaşılırlar
yaşamak ağrısından bezmiş
bükülü bir boyun gibi
Ama aslında insanlık yalnızca aklın bir icadı, tüm insan toplumlarını adlandıran jenerik bir ifadedir. Sosyolojinin (toplumsal bilimlerin) ilgilenebileceği ve ilgilenmesi gereken tek ve doğru tarihsel gerçeklik, belirli kavimler, milletler ve devletlerdir. Doğan ve ölen, ilerleyen ve gerileyen bu değişik kolektif bireyselliklerdir ve insanlığın evrimi bu belli evrimlerin oluşturduğu karmaşık sistemdir. Dahası, bu evrimlerin hepsi aynı yönde ilerlemez ya da tıpkı tek bir düz çizginin parçaları gibi bir araya gelmez. İnsanlık aynı anda farklı yönlere doğru hareket etmektedir ve sonuç olarak, daima ve her yerde aynı sonucu kovalayan bir prensip olarak yerleşen tüm doktrinler, tamamıyla yanlış bir önermeye dayanır.