Rüyadayken her şey gerçekmiş gibi gelir ya insana, ancak uyandıktan sonra rüya olduğunu anlarsın.Demek istediğim elbet bir gün biz de bu rüyadan uyanırsak,o zaman…
Hayatı boyunca gördüğü sayısız ağaç, merhametsiz bir deniz gibi dünyayı kaplayan orman dalgası bitkin vücudunu sarmalayıp yanıyor. Şehirler, kasabalar ve yollar, büyüklü küçüklü adalar ve köprüler gibi, o da orman denizinin üstünde yüzüyor. Sıcak dalgalar tarafından sürülenerek, yavaş yavaş aşağılara bir yerlere gidiyor yalnızca.
Yaşamak denilen şey çok tuhaf, diye düşünür gülmesi biterken. Bazı olaylar geçtikten sonra bile, onca korkunç şeye maruz kaldıktan sonra bile, insan yiyor, içiyor, tuvalet ihtiyacını görüyor, yıkanıyor ve yaşamaya devam ediyor. Hatta kimi zaman kahkahalarla gülüyor.
Ansızın bu dünyada hiç yaşamamış olduğu hissine kapılması onu şaşırtmıştı. Bu doğruydu. Hiç hayatını yaşamamıştı. Hatırlayabildiği çocukluk döneminden beri yaptığı tek șey sadece sabretmekti. İyi bir insan olduğuna inanmış ve inandığı gibi kimseye bir zararı da olmamıştı. Hep dürüsttü, kendi çapında başarılı olmuştu ve bir süre böyle devam edecekti. Ancak bu, anlaşılamaz bir durumdu. Çürüyen barakalar ve büyüyen otların önünde o, hiç yaşamamış küçük bir çocuktan ibaretti.