İçinden hiçbir zaman bu kadar sayısız renk -elbette daha önce de renklerin güzelliğini hissedebiliyordu ama- fışkırmamıştı. Bedeni adeta güçlü renklerle ağzına kadar dolmuş ve aşırı tazyike daha fazla dayanamayarak fışkırmış gibiydi. Varoluşunu șiddetle hissediyordu. Daha önce asla hissedemediği bir yoğunluktu bu.
Ne yapmış olabileceğimi düşünüp duruyordum, ağlamak istiyor ama ağlayamıyordum. Hüzün verici, hastalıklı bir durum, hastalıklı hüzün, kendini daha kötü hissedememe durumu, biliyorsunuz sanırım, arada sırada herkesin kapıldığı bir his. Ben biraz fazla kapılıyorum, çok fazla.
"Çünkü mutsuzlar ve mutsuz insanlar acı
vermeyi severler, annem."
"Mutlu insan yok mu?"
"Mutluymuş gibi yapan çok insan var."
"Neden?"
"Çünkü utanıyorlar, korkuyorlar, itiraf edecek cesaretleri yok."