gulay

gulay
68 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·432 syf.··
2022 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2022 14:45
Merhabalar Uzun zaman sonra Nietzsche Ağladığında'nın incelemesi ile geri döndüm. Bu kitabı okumaya beni Nietzsche'nin felsefesine duyduğum ilgi kadar, kitapta Sigmund Freud'un da yer alması çekti. Psikiyatri ile ilgili şeyler okumayı çok seviyorum ve Freud da psikanalizin kurucularından. Bu yüzden Freud'un kuramlarının da yer alacağını düşünmüştüm. Fakat kronolojik sıralamaya göre de Freud'un yaşından dolayı kitapta bu kuramlarının daha yeni yeni filizlendiğine şahit oluyoruz. Asıl kahramanlarımıza gelirsek Breur bir tıp doktoru ve Nietzsche de yaşadığı zamanda anlaşılamayan, gelecekte fikirlerinin parlayacağı bir filozof. Nietzsche ve Breur'un gerçek hayatta da aynı zaman dilimlerinde yaşadıklarını fakat tanışmadıklarını söylemekte fayda var. Yazar gerçek ve kurguyu çok iyi harmanlamış burada . Romanımızda bu iki kişinin yolları bir kadın sayesinde kesişir. Kadının dediğine göre Alman felsefesine yön verecek bu büyük filozofumuz -ki sadece Alman felsefesine değil dünya felsefesine yön verdi- ümitsizlik hastalığına yakalanmıştır ve Breur'dan bu filozofa yardım etmesini ister. Bu ricaya evet demek kolaydır fakat Nietzsche gibi yardım istemeyi güçsüzlük olan gören, insanların bencil varlıklar olduğuna kanaat getirmiş, ihanete uğramaktan korkan birine yardım etmek pratikte çok zordur. Breur bunu ustalıkla çözer ve o da Nietzsche'den yardım ister. Nietzsche ona içindeki hakikati bulması için yol göstermeye çalışır bir yandan da aslında onda kendisini görmektedir. Çünkü ikisi de aynı hastalıktan şikayetçidirler. Breur daha sonra yaşadığı hayat düzenini bozmadan seçimlerinin özgür olduğu bir dünya oluşturmayı başarır ve bu deneyiminden çıkardığı sonuçlar, bu sonuçların sonucunda Nietzsche'nin itirafları insanı hayatı sorgulamaya iten fikirler. Çoğu zaman hayattaki
Felsefe
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·324 syf.··
2020 22. kitabı
-Sadece bir kitapta rastladığım küçük bir cümle nedeniyle, yıllar önce, o zamandan beri unutmuştum, ama bugünlerde yeniden hatırladım -Hangi cümle? -Doğarız ve o an sanki ömür boyu sürecek bir pakt imzalamış gibiyizdir fakat gün gelir "Bunu benim adıma kim imzaladı?" diye sorarız. Merhaba dostlarım, Bugün sizlere Görmek kitabının yorumuyla geldim. Bu kitap Körlük'ün devamı gibi, farklı olaylar olsa da. Körlük'te ismini bilmediğimiz bir ülkede sadece bir kişi dışında herkes BEYAZ körlük hastasıydı. Burada ise bu ülkenin başkentinde salgından 4 yıl sonra BEYAZ oy olayı görülür. Demokrasiyle yönetilen toplumlarda boş oy kullanmak seçmenin hakkı olsa da başkentteki seçmenlerin %83'ünün boş oy kullanması şaşılacak bir durumdur. Devlet bu duruma oldukça şaşırır ve araştırmalara başlar. Bu durumda yalan makinelerini, ajanları kullanır lakin elle tutulur bir sonuca varamaz. Daha sonra ise başkenti taşıma kararı alırlar. Polis, hükümet, yetkililer gidince halkın er geç pişman olup bu hatalarının farkına varacaklarını düşünürler. Birgün başbakana gelen bir mektup ise her şeyi değiştirir. . Körlük'teki başkarakterleri burada da görüyoruz detaylı olmasa da. Benim ilgimi çeken bir detay ise Körlük'te de Görmek'te de kargaşaya yol açan sorunların nedenini öğrenemiyoruz, kitapta nedenden ziyade bu olaylarla baş ederken halkta, iktidarda, hükümette kısacası bu olaydan etkilenen her şeyde meydana gelen değişiklikleri ve toplumsal ahlakı, siyaseti inceliyoruz. . Saramago yine kendi üslubuyla anlatmış. Ben bu anlatımı çok seviyorum. Karakter isimlerinden arındırılmış, diyalog yerine düz yazı tercih edilmiş bir anlatımı var. Fakat bazen cümlelerin uzunluğu yüzünden sonuna geldiğimde başını unuttuğumu itiraf etmeliyim. . Ben Saramago'nun diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum ve size de
GörmekJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 202222,8bin okunma
Puan vermedi·217 syf.··
2020 20. kitabı
"İnsanları mutluluğa ulaştırmanın tek yolu, eşitlik ilkesini uygulamaktır." . Merhaba , sizlere Utopia'nın yorumuyla geldim. İtiraf etmeliyim ki okumaya başlamadan önce yarım bırakmaktan korkuyordum. Fakat okumaya başlayınca su gibi aktı gitti. . Kitaptan önce Thomas More'un hayatına bakarsak kendisi parlak zekaya sahip, her durumda şakalaşabilen, sadeliğe önem veren birisi. Yaşadığı dönemi de göz önünde de bulundurursak hümanizm ve Rönesans'tan etkilenen ve benimseyen birisi. Aynı zamanda dinine bağlılığı, Katolik Kilisesi ile olan bağı dolayısıyla Reform'a karşı çıkmış. Kendisi hukukçu ve pek istemeyerek de olsa kralın en yakınlarından olmuş. En yakını dediğime bakmayın bu kral daha sonra yasasını kabul etmediği için yazarımızı idam ettirmiş. Halk üzerinde etkisi oldukça fazla olan, üst düzey yöneticilerle bağı güçlü olan bu insan kafasında 'insan' merkezli bir dünya çizmiş. . Bu dünyada insanların mutlu olması, bulundukları ekonomik koşullardan bağımsız olabilmesi için çözüm yolunu mülkiyet kavramını yok edip insanları eşitlik kavramı çerçevesinde yaşatarak bulur. Öyle ki Utopia'da sınıflaşma yok, kadın ve erkek eşit, çalışma saatleri az, sosyal yaşama ayrılan vakit çok, yasalar ve suç oranı az, sağlığa eğitime ayrılan vakit ve nakit çok, burada maddiyat yerini maneviyata bırakıyor... . Bunları okuyunca bile insanda hayranlıkla birlikte bunların gerçek olamayacağı duygusu oluşuyor. İşte More belki de insanların ancak hayallerinde yaşattığı bir dünya çizmiş. . Kitap iki bölümden oluşuyor ve ilk bölüm ikincisinden kısa. İlk bölümde More bir denizciyle tanıştırılıyor ve bu denizci Utopia' ya gitmiş orada yaşamış. Bu denizci çok okumuş, felsefeye meraklı, çok gezmiş birisi. Bu bölümde siyasete ilişkin bilgiler de geçiyor. İkinci bölümde ise Utopia her yönden
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,6bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2020 19. kitabı
"Hepimiz kendi masallarımıza tutunuruz; ta ki onlara inanmanın bedelini ağır ödeyene dek." Merhaba , sizlere Bayan Peregrine'nin kitap yorumuyla geldim. Öncelikle pek fantastik kitaplar okumuyorum fakat bu kitap serisi kitap okumayı hiç ama hiç sevmeyen kardeşime bile okumayı sevdirdiği için okumak istedim. Kitabımızın başkarakteri Jacob küçüklüğünden beri büyükbabası Abe'nin anlattığı sıradışı hikayeleri dinleyerek büyür. Küçükken bu hikayelere inanıp kendini kaptırsa da yaşı ilerledikçe çevreden aldığı tepkilerle de bu hikayelerin büyükbabasının hayal gücünden ibaret olduğuna inanır. Lakin büyükbabasını ormanda yaralı bir şekilde bulup canavarlardan birini görene dek. Uzun süren psikiyatri seansları, kabuslarla geçen uykular sonucunda Jacob büyükbabasının ölmeden önce söylediği son sözlerin anlamı gereği şüphelerini sona erdirmek için adaya gider ve olaylar bundan sonra hızla gelişir. Kitap oldukça akıcıydı ve hızlı okunuyordu fakat sonlarına doğru bazı kısımların gerçek dışı olmasından dolayı okurken sıkıldım. Kitapta ilgi çeken diğer detay ise fotoğraflar. Fotoğraflar oldukça ilgi çekici ve biraz da rahatsız edici. Asıl dikkat çekici olan ise fotoğrafların orijinal fotoğraflar olması. Uzun lafın kısası fantastik kitap severlere öneriyorum ve en kısa zamanda 2. kitabı okuyacağım.
Bayan Peregrine'in Tuhaf ÇocuklarıRansom Riggs · İthaki Yayınları · 20207,2bin okunma
Puan vermedi·214 syf.··
2020 18. kitabı
"İnsan Türk olur da, nasıl Kemal Paşa'dan yana olmaz?" Merhaba bugün sizlere Yaban'ın yorumuyla geldim. Kitapta kahramanımız Çanakkale Savaşı'nda sağ kolunu kaybetmiş bir subay. Içinde kaybolduğu düşüncelerden kurtulmak için erinin köye davetine icabet eder ve olaylar bundan sonra gelişir. Kitapta Kurtuluş Savaşı döneminin köyde yaşayan insan profili( ki o zamanlar halkın çoğunluğunu köylü kesim oluşturuyormuş), yaşanan olaylar, önemli şahsiyetler ve Anadolu halkı hakkında bilgiler ve psikolojik tahliller var. Kahramanımız ve köylü halkı arasında uçurum vardır ve o buna başta bir anlam veremese de aslında köylü ve aydın arasındaki bu durumda aydının da rolü olduğunu, Anadolu insanının katı yüzünün altında yatanları ve buna sebebiyet veren şeyleri anlar. Kurtuluş Savaşı'na daha geniş çerçeveden bakmanızı sağlayacak bu panorama romanını okumanızı tavsiye ediyorum.
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma