Büyük İskender güneş altında dinlemekte olan Diyojen'i ziyaret edip ona yapabileceği bir şey olup olmadığını sorduğunda Diyojen hiçbir şekilde itiraz edilemeyen cevabını vermişti: " sizden istediğim tek şey kenara çekilmenizdir. Bunu yaparsanız güneşime mani olmazsınız ve bana vermeniz mümkün olmayanı benden almamış olursunuz."
İstemeden varım ve istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum.
Hepimiz kendi dışımızdaki koşulların tutsağıyız.
~Susun, mösyö Homais! Siz kâfirin birisiniz. Ne dininiz var, ne imanınız.
~Neden olmasın, benim de dinim var, hem benimki, o türlü türlü hokkabazlıklar, maskaralıklar eden heriflerin hepsininkinden ileri... Bilakis, ben tanrıya taparım. Bizi, vatandaş ve aile babası vazifelerini görelim diye bu dünyaya getiren, adı ne olursa olsun, bir yüce varlık, bir Yaradan bulunduğuna inanırım. Ama, kiliseye gidip gümüş tabaklar öpmeye, bizden iyi yiyip içen birtakım soytarıları kesemden beslemeye gereksinme duymam; çünkü insan Tanrıya saygısını bir ormanda, bir tarlada, hatta eski zaman adamları gibi gök kubbeyi seyretmekle de gösterebilir.
Her şey bir yana, insan faaliyetini tüm genişliğiyle değerlendirebilecek pek az sayıda insan vardır. Çoğu kişi, kendisini bu faaliyetin bir tek veya az sayıda alanıyla kısıtlamaya zorlamıştır. Ama insan, geçmiş ve şimdiki durum hakkında ne kadar az şey bilirse, gelecek hakkındaki yargısı da o derecede önemsiz olur.