Tuğba

Tuğba
@Gunseli_ediz
91 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
9/10
·186 syf.··
Beğendi
·
2021 40. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2021 15:30
Bu kadar az bilindiği halde karşılaşabildiğim için gurur duyduğum kitap. Üç farklı noktada hayranlık uyandırdı 1) Uzun zamandır bir kitap karakteri ile bu kadar yoğun empati yapmamıştım. Kitabın basinda bahsi geçen papaz ortalarda tekrar karşısına çıktığında "onu hemen tanıyamadım, bir zamanlar insanların idealleri üzerine sohbet ettiğim papazdı bu" diyor. Papaz kimdi diye düşünüyorum sonra ilk sayfalardan çıkarıyorum, nasıl güzel yazdıysa ben de karakteri hemen tanıyamadım. Böyle anlatınca olmadı ama kurgu sahi o kadar akmış ki geçen zamanı ben de yaşamış gibi sahi çok oldu derken buluyorum kendimi karakterin cümlelerini bile kullanabilirim. 2) Her şeyin temelinin eğitim olduğu düşüncesi çok güzel işlenmiş, ama paralel bir akışla aynı şartlardan geçen herkesin aynı olaya aynı tepkiyi vermeyeceği de gündemde duruyor. üstelik bu düşüncelerin hiçbiri kör göze parmak şeklinde değil, alt metinde ya da olay akışında öylece kenarda duruyor. 3) Dili sade, hatta olaylar karakterler bile sade yine de karakter derinlikleri güzel, bu kadar basit bir kitabın uzun uzun düşündürmesini özlemişim. içinde işlediği düşüncenin disina çıkıp kafamın içinde başka kapılar açmasını da. yine dili kullanma sayılacağı için buraya alt başlık acıyorum; yazarın notu olan küçük bakınızlar da eserin sonraki zamanlarda anlam kaybetmemesi için özenle hazırlanmış. Bir kitabı okurken orada işlenen düşünceler üzerine düşünmek güzel ama daha güzeli o düşüncenin işlenmeyen başka yerlere kapı açması. Bu kitabı okurken ırkçılık üzerine düşünmek de olağan haliyle, ama dünyanın gittiği yön konusunda iyi ve kötü üstüne bütün zamanları içine alan bir düşünce kitabın güzelliği. Okurken kafam karıştı, dünya daha iyi bir yöne mi gidiyor? Daha mı kötü? Her seferinde eskiye özlem neden o zaman? Birinci sınıf
Edebiyat
Tanrısız GençlikÖdön Von Horvath · Jaguar Kitap · 20164,689 okunma
Reklam
Bellek, Shakespeare ve Nörobilimciler (az alaka ile)
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2021 37. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2021 23:12
·
Ne yazacağımı bilmiyorum ama buraya 3-5 satır bırakmazsam kitap belleğimde daha az iz bırakacak. Bir yandan ne güzel işte unutursam çeşitli aralıklarla açar açar okurum diyorum, diğer yandan yanan bir sobaya dokunmak gibi olan kitaplardan diye düşünüp okumayacağımı biliyorum. Ne zamandır okunmayı beklediğini bile kestiremiyorum ama elimi sürmedim, üstüne bir yıldan çok olmuştur bir arkadaş Anayurt Oteli'ni hediye etti de üç defa başlayıp bıraktım. dün sabah balkona çıkarken aldım, üç solukta bitti. Özellikle son 70 sayfayı okurken çalan telefonları bile meşgule attım. doğru zamanı beklemiş, "28 yaşında ve tedirgin" okumak lazımmış geç kalmamışım diye sevindim. "Fotoğrafları sevmem," demişti. "insanın hayalini sınırlarlar; hep kendilerini düşünmeye zorlarlar bizi." burayı okuyunca gülümsedim, kitabın yazıldığı tarihten 40 yıl sonra insanlar (nörobilimciler) bunu araştırmış ve haklılığını kanıtlamış: İnsan hatırlarken eğer fotoğraf çekindiysa sadece o kareyi, çekinmediyse an'ı üç boyutlu hatırlıyormuş. Shakespeare'in hekimlerden daha önce siyatik ağrısını Atinalı Timon`'da tarif edip üstüne `siyatalji` demiş olması geldi aklıma. Atılgan da belleğin fotoğrafa güvendigi an daha az/silinebilir kayıt tuttuğunu demiş resmen. O gülümsemenin içinde çok sevdiğim insanlarla hiç fotoğraf çekinmemiş olmam da meşruiyet kazandı. Ama "aaa neden bizim fotoğrafımız yok" deyip mesafe (sadece fiziksel mesafe) girdikten sonra çekindiğim insanlar var, içten içe zamana, başkalarının belleğine/ölümlülüğe direnmek ağır basmış demek ki. İlla ki yazmanın bellek üzerine olumlu etkisi ile ilgili çalışma da vardır, bu entry hem ölümlülüğe hem belleğe direnmek olur o sayede ama bulamam şimdi. Ama defalarca yazıldığı halde ilk ve son cümlesi bu kadar güzel olan bir kitap daha hatırlamıyorum dememe
Düşünce
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
9/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2021 32. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2021 15:40
Bazı duyguları öyle gerçek bir şekilde vermiş ki sinir bozucu. Edebiyatın sinir bozucu tarafını seviyorum, kendimi bulduğum karakterlerden daha çok sinir olduğum karakterlerin basina neler geleceğini merak ediyorum. Güçlü karakter yaratabilmek zaten zorken, sinirimi bozacak bir karakter bulunca dört elle sarılıyorum. Marcovaldo tüm iyi yürekli haliyle nasıl mı sinirimi bozdu? Bu kadar umutlu olunmaz, bu kadar hayalperest de. Yirmi yenilgi sığmış kitaba, dört mevsim beş defa geçmiş de her bahar aşık olanlar gibi marcovaldo her mevsim umut dolmuş. Hadi bu neyse çocuklardan ne istediniz, Ya tavşandan? Evet, "güz, zehirli tavşan" harika bir öykü. Çok yerde çocukluğuma ve babamla olan sisli anılara döndüm. Tuhaf sanatın birleştirici yanı belki de, alakasız metinlerin ortasında babamı anladım, bir başka açıdan baktım ona, sevdim. Belki de marcovaldo'nun çocuklarlıya iletişiminde bir şeyi benzettim de "işte bu" diye ayıramadım. Bu kadar nefret ettiğim karakterde de kendimi bulduğum cümle oldu elbette, bana benzemese neden nefret edecektim ki zaten? "Marcovaldo gözleri havada, yağmur kokusunun tadına varıyordu, bu koku -onun için- ormanların, kırların kokusu demekti, belleğinde belirsiz anılar uyandırıyordu. ama bu anılar içinde, her yıl çektiği romatizma ağrıları daha açık seçik, daha yakın bir konum alıyordu; bunun üzerine hemen içeri dönüyordu." Bu satırları iş çıkışı, eve girmeden sakinleşmeye çalıştığım parkta, haftasonu gelecek yağmurun habercisi romatizma ağrıları ile okumasam hiçbir anlamı olmazdı kabul, zaten aforizma ya da altı çizilecek cümle beklentisi ile okumadım ki. 28 ocak'ta başlayıp 35. Sayfada sevmeyip bırakmış, üstüne "Rekin Teksoy çevirmiş nasıl kötü olabilir?" demiştim. Sevmeme sebebim de o rahatsız edici umutmuş. Aslında karaktere kızmaya da
Aldanma
Marcovaldo ya da Kentte MevsimlerItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 2021552 okunma
6/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 30. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2021 19:31
Aidiyet, kimlik ve bellek üzerine yazılmış puslu bir kurmaca. Kör göze parmak şeklinde bu kavramları yazmak yerine kurgunun kıyısına köşesine koymuş yazar, sadece bir yerde "kökler, kökler" diye dikkat çekiyor, onun dışında tutunduğumuz ne varsa belleğe atfedilmiş. Rolleri bile toplumsal beklenti arka planında vermeyi başarmış. Yazar bu defa kurgusuna etnik kurmaca demese de diğerlerinde olduğu gibi bu kitapta da bir etnoloji var. Kurgu dışı "Unutma Biçimleri" ile birlikte ya da ardışık okunursa daha güzel olabilir. Otobüste, feribotta ya da öylesine oturduğunuz bir çay/kahve molasında 1.5-2 saatte okunabilecek hafif ama alt metni dolu bir kurmaca.alt metnin doluluğunu da sadece Marc Auge'nin antropolog olmasına değil yaşına da borçluyuz galiba.
Anlatı
Biri Sizi Bulmaya ÇalışıyorMarc Auge · Yapı Kredı Yayınları · 2019217 okunma
8/10
·106 syf.··
Beğendi
·
2021 26. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2021 22:34
Masalsı bir dille ama hiç de masalsı olmayan şeyler anlatıyor. Aslında gerçekliğin dışına çıktığı tek bir nokta yok hatta fazlaca gerçek ama yine de masalsı işte nasıl anlatılır ki? Kadın olmak üzerine yaşam ve ölüm üzerine güzel bir kurgu, öyle işte.
Tante RosaSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20195,3bin okunma
Reklam