“Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar hırsızlığın çeşitlemesidir... Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun.
Kendisine ait olmayan bir şeyi alan insan, bu ister bir can olsun isterse bir dilim nan(ekmek) adiliktir. Çalmaktan daha kötü bir suç yoktur...”
“Konuşmaya ne lüzum vardı? Bütün güzel laflardan ve hoş insanlardan sıkılan bu mahlukları, birbirlerinin sessiz mevcudiyeti, yorgunluk verecek kadar doyuruyordu…”
“Senden kaçıyorum, sıkı sıkı, düşünmeden, uzaklara… Sonra o uzak yerlerde elimi cebime atıyorum fotoğrafın çıkıyor. Hep diyordum ya, biz ancak bedenen ayrı ola biliriz, ruhlarımız bir millim bile uzaklaşmıyor birbirinden… Bazen kalbimdeki buz bir ateş topuna dönüşüyor. Her ikimizi yakabilecek bir ateş topu…belki de eritecek. Hayalimde denizin ortasındayım. Yine yalnız değilim. Seni çoğu zaman boğmayı diliyorum o suda. Ama ne zaman ellerim sana uzansa saçlarını okşuyor. Yani ne yapsam bir yere varamıyorum. Ne seninle yaşayabiliyor ne de seninle ölebiliyorum…”
24.12.25
"Çekmediğim her derde felaket dedim,
Çok ölüm var geçmişimde,
Ölüm dediysem bilhassa hassas mevzu...
Kırmızı sirenler ötüyor kulağımda,
Evet, şimdi diyorum,
Felaket bulacak beni...
Girme yarışa, gelme oyuna,
Bir siyah laledir akıl işi,
Bir ilmek değil mi her giden kişi..."