Dünyalar vardır elvan,
Bir su damlasında, bir kıl ucunda,
Meyvalar vardır, meyvalar,
Ağacı, omcası yok,
Sana vurgun, sana dost.
Beride Kabil’in murdar baltası
Ve kan değirmenleri,
Kader kahpesi.
Beride borazancıları o puşt ölümün,
Hazır, zilzurna keyfinden,
Hazır ırzını vermeğe
Yiğitler vuruldukça.
Timsah kısmı çünkü yavrusunu yer
Akarsu duruldukça.
Cadı, yalan hamurunu dağ- dağ yoğurur
Aman aman hey...
Yasa koymaktan haz alıyorsunuz. Ama onları çiğnemekten aldığınız haz daha fazla. Okyanus kıyısında oynayan, durmaksızın kumdan kuleler yapıp, sonra da kahkahalar atarak onları yıkan çocuklar gibi.
Ruhunuz rüzgarın sırtında başıboş dolanmaya çıktığındadır, yalnız ve korumasızken, kusur işlemeniz başkalarına ve dolayısıyla kendinize karşı. İşlediğiniz bu kusur için kutsanmış kişilerin kapısını çalıp, esameniz okunmadan beklemeniz gerekecek bir süre.
Umarım halkların aklı başına gelir ve sağduyuları canlanır; böylece insanların savaşa, atalarının akıl almaz sapkınlığı olarak baktığı yeni bir dönem açılır. Albert Einstein
Azınlık sorunu yalnızca azınlıkların sorunu değildir. Söz konusu olan birkaç milyon insanın yazgısı değildir. Söz konusu olan uygarlığımızın varoluş nedeni ve erekliliğidir; uygarlığımız maddi manevi uzun bir evrim sürecinin sonunda, böylesi etnik ve dinsel bir “temizliğe” ulaştıysa, açıkça yolunu şaşırmış demektir.