Gitme, kal dememi bekleme benden
Anladim gözlerin yol bitti dedi
Ne kadar söylesen bosuna artik… gözlerin dilinden önce söyledi
Biz yolun sonuna vardık
Yolun sonunda.. saatler durduğunda…
Kitabı en sonunda bitirdim. İlk bölüm inceleme, ikinci bölüm ise bir öyküdür. Keyifli okumalar dilerim.
İlk Bölüm:
Maksim Gorki’nin bir eseri daha biter ve böylelikle onun gönlümde yükselişi tüm hızıyla devam eder. Bilemiyorum… Okuyacağım sürüyle kitap, tanışacağım onca yazar olacaktır lakin mümkün müdür? Gorki’nin samimiyetini, çocuksu ruhunu, masumiyetini, şahsına münhasır anlatımını bir başka yazar da görebilmek! Elbette diğer kitapları da beni derinden etkiledi ancak bu kitabı daha bir dokundu. Sanki bu kitabında Maksim’in ruhu kitabın içine saklanmıştı; kitabı her açışımda bu ruh özgür kalıyor ve benimle için için konuşuyordu.
Kitabımızın ana karakteri Aleksey’in çocukluktan gençlik yıllarına varan zamanını ele alır Ekmeğimi Kazanırken. Bu süreçte, zorluklar üst üste biner ve ağır bir yük olur Aleksey için. Tabi ki bu zorlukların ana nedeni insanlar ve onların zihninde ürettikleri Tanrılarıdır! Bu bizim bildiğimiz Tanrı değil elbette, bahsi geçen Tanrı, bazı insanların kendilerince izole ettiği bir Tanrıdır. Günümüzde de öyle değil midir? Herkesin kendine has bir Tanrısı vardır ve bu Tanrı herkesçe farklıdır. Öyle ki; bir insanın herhangi bir eyleminde bu Tanrı, onu ödüllendirirken aynı eylem için bir başkası adına ceza sebebi. Şunu da belirtmek isterim, ben Tanrıyı yargılamıyorum; yargıladığım husus insanlar ve onların zihnindeki kuruntularıdır. Neyse zaten bu durumu kitap içerisinde çok güzel izah etmiş Maksim; “Bir şey açık seçik ortadaydı: İnsanın gönlünce yaşamasını önleyen iki güç vardı ki, bunlar Tanrı ve insanlardı.”
Kitabın içeriğine dönelim; Aleksey çeşitli zor işlerde çalışmak zorunda kalır. Toplumun en alt tabakasının profilini, bu işlerde edindiği izlenimlerle çok iyi ve keskin bir anlatımla adeta okuyucuya çizer Maksim. Çizmek onun işidir ve bana