"11 yaşındaydım. Babam bizim evde ziyafet veriyordu. Annem küçük kuzenimi ve beni yanına çağırıp, halıyı temizlememizi söyledi.
Balkonda verilen görevi yaparken tökezledim, düştüm ve bilincimi kaybettim. Gözlerimi açtığımda gece olduğunu ve yıldızların parıldadığını gördüm.
Her nasılsa kalktım, üzerimi temizledim ve yukarı çıktım. Kuzenim korkup bir yerlere kaçmıştı. Eve geldiğimde gözlerime inanamadım. Sanki hiçbir şey olmamış gibiydi.
Öyle bir ziyafet vardı ki. Babam sağlık der ve annem misafirlerle ilgilenirdi. İçimde hüzünlü bilgelik duyguları uyandı.
Hep böyle olacağını, düşeceğini ve kimsenin bilmeyeceğini söyledim kendi kendime.
Vaqif Səmədoğlu
𝘚𝘦𝘭𝘪𝘯: Ayşegül'ü anlat bana...
𝘗𝘰𝘺𝘳𝘢𝘻: Hani insan bazen kendini eksik hisseder. Hayatın anlamsızdır...boştur. Sonra biri girer. Her şey yeniden anlam bulur. Yenidən doğarsın. Dünyaya hiç bakmadığın yerden bakarsın. Yaşamak için bir amacın olur. İşte Ayşegül o. Beni ben yapan her şey.
𝘚𝘦𝘭𝘪𝘯: Hayatımın anlamı diyorsun?
𝘗𝘰𝘺𝘳𝘢𝘻: Sadece hayatın değil, ölümün de tek anlamı.
𝘚𝘦𝘭𝘪𝘯: Onun yerinde olmak isterdim...