Hakan Öztürk

Kıymık
Eski bir akşamın paslı yankısı, Göz kapaklarımda titrer hâlâ. Uykusuz düşlerin hoyrat haritası, Sırlarını fısıldar kâğıt külâhla. Bir vakit ormanda hüdhüd sesiydim, Şimdi bir saat tiktaklarından ibaret. Zaman eğilip doğrulurken göğsümde, Dünle yarın arasından bir kıymık kayar. Hakan Öztürk
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kader
Kader, göğsümde çatlayan bir ayna gibi, Her adımda biraz daha buğulanır sessizce. Bir fırtına olur, savurur beni göğe, Ben uçurtmayım, ipim kopuk, yönüm gizlice. Yoluma yazılmış kader, eski bir defter sanki, Sayfaları çevrilir ben dokunmadan. Bazen mürekkepsiz bir harf olur adım, Okunur ama silinir zamandan. Kader, geceye bırakılmış bir kilit gibi, Anahtarı bende mi, karanlıkta mı bilmem. Bir masal olur, sonu baştan söylenmiş, Hem anlatırım onu, hem de dinlerim içimden. Hakan Öztürk
Şiir
Yaşlanmak
Bir gün aynaya baktım, Tanımadım gözlerimdeki yorgunluğu. Saçlarımda sessizce açan ak çiçekler, Dudaklarımda unutulmuş gülüşler vardı. Zaman, sessiz bir hırsız gibi Gecelerimden gençliğimi çalmış. Ne bir iz bırakmış avuçlarımda, Ne de geri dönüş biletim kalmış. Koştuğum sokaklar şimdi uzak, Adımlarım ağır, nefesim kısa. Ellerim hâlâ hayallere uzanır, Ama hayallerim, benden hızlı kaçar. Gözlerim, gökyüzüne baktığında Hâlâ yıldız toplar çocuk gibi… Ama ellerim, artık kavrayamaz O yıldızların hayalini bile. İşte yaşlanmak dediğin şey; Ne tümden bir yenilgi, Ne de tam bir zafer… Sadece yavaşça, sessizce Kendine yabancılaşmak... Hakan Öztürk
Şiir
Alışmak
Ne büyük bir kırılma yaşadım Ne de anlatılacak bir an. Sadece içimde bir eşik var Ben hep onun önünde duruyorum. İlerlemek için sebep yok, Geri dönmek için neden de. Günler, yapılması gerekenler kadar sürüyor, Daha fazlasını istemiyor benden. Konuşuyorum çünkü konuşmak gerekiyor, Gülüyorum çünkü sıra bana geliyor. İnsan rolünü Bu kadar sessiz öğrenmemeliydi. Ne bir çığlık var içimde Ne de bir umut beklentisi. Sadece devam eden bir hâl: Ne iyiye dönüyor Ne de tamamen dağılıyor. Belki de en ağır olan şu: İnsan, Alıştığı şeyden Nadiren kurtuluyor. Hakan Öztürk
Şiir
Kalıntı
İçimde bir bodrum var, Duvarları küf değil, hatıra tutuyor. Orada ben çürüyorum, Kimliğim kemiklerine kadar soyulmuş. Günler üst üste yığılmış cesetler gibi, Hangisi önceydi bilmiyorum. Zaman, boğazıma basan kör bir ağırlık, Ne öldürüyor ne de bırakıyor. Düşüncelerim aç bir sürü, Aynı fikri parçalayıp tekrar yiyor. Aklımda yankılanan tek ses Kendi iç organlarımın gürültüsü. Umudun adı burada yasaklı, Ağza alındığında kanatıyor. Işık dediğin şey Sadece karanlığın işkenceci lambası. Kalbim bir makine değil artık, Bir enkaz sayacı. Her atışta Bir şey daha eksiliyor benden. Ve ben bir insan gibi görünmeye çalışan Uzun süredir terk edilmiş bir yerim. Yaşamak değil bu, Sadece tamamen yok olmaya direnen bir kalıntı. Hakan Öztürk
Şiir