Kendini zayıf hissettiği bir anda söz vermiş olduğu için öfkelendi. Utancı bir yara gibi içini yaktı. O yaşamında bir erkeği arzulamamıştı, onun acımasız, zorlayıcı güzünden hep ürkmüştü.
İkincisi, Türkiye'nin kendine özgü ve gerçek meselelerini tartışması pek çok konuda "milli mutabakat" getirebilirdi. Böyle bir uzlaşmanın ortaya çıkmaması için ise hır gür gerekliydi.
Çağdaş medya çalışmalarının da gösterdiği gibi imaj, gerçekliğin yerine geçer. İmajı kontrol eden, gerçekliği de kontrol etmeye başlar. Bu bakımdan İslâm ve Batı arasındaki ilişkilerin, çoğu zaman bir imajlar savaşı olduğunu unutmamak gerekiyor.
Türkiye' de yaşayan bizler için gündelik hayatın temel belirleyicisi, tepeden alınan kararlar olduğu düşünülürse, ne gibi insanlar olduğumuzu bilmek için ne gibi siyasi kararların gölgesinde kaldığımızı bilmemiz gerek.