Aslında bu durum coğrafyamızın en büyük problemlerinden biri değil miydi? Herhangi bir meselede bizimle farklı düşünenleri konuşarak anlama yerine, alelacele tanımlama yaparak kolaycılığa kaçmıyor muyduk? Farklı grup, mezhep veya düşüncelerle ilgili bilgilerimiz olgu ve gerçekler üzerinden değil; daha çok algılar üzerinden şekilleniyordu.