Halime Güney

Bir seyin yitip gitmesine izin vermezseniz asla doğum gerçekleşmez, bir açıdan bakıldığında , filiz tohumun ölümüdür. Bir tohum çatlar, deforme olur, kendisi olmaktan çıkar, yani ölür ve filiz çıkar ortaya. O dönemde insanları böyle değerlendirmeye başladım. Tohum gibi, içinde bir ağacın potansiyelini barındıranlar ama asla çatlama cesaretini gösteremeyip filizlenemeyenler, çatlayıp filiz gibi yeserenler ama fidan olamayıp kuruyanlar, fidan gibi büyüyenler ama meyve veremeyenler, meyve verip ağaç olanlar ama meyvesinde tohum olmayanlar ve süper insan, yani tohumluktan meyve veren bir ağacın yeni meyvesindeki tohum olabilmeye kadar gidebilenler. İnsanın yüceligi ve âcizligi arasindaki ince çizgiyi gördüm. Bize güç veren sey aynı zamanda en büyük âcizligimiz de olabilir. Ne oldugumuzu ve ne olabilecegimizi ancak kendimizle yüzleşebilirsek anlayabiliriz. Sahip olabilmek adına, sahip olduklarımıza tırnaklarımızı korkuyla geçirdigimizde, ne çatlayıp filize dönüşebiliriz ne de çürüyüp içimizeki tohumları toprağa bırakabiliriz. Sahip olmak için doğmadık biz! Büyümek, gelismek, dönüşmek için burdayız.
Sayfa 354·Kitabı okudu
Düşünce
Reklam
Düşünmezdi
Öldürmeyi öldürtmeyi düşünemezdi çünkü düşünmezdi, çünkü baskıya karşı çıkmamak üzerine yetiştirilmişti. Bilmiyordu baş kaldırabileceğini. Baskıyı zorbalığı yaşamın doğal bi ögesi bellemişti. Bu baskıyı erkeklerin kurması her bakımdan doğaldı onun için. Çünkü güçlü olan onlardı. Hep başta olan her şeye egemen olan.
Can yayınları·Kitabı okudu
Düşünce
Bana mı düştü?
Böylesine korkunç böylesine çirkin bir olaya göz yumması, suça, kimisi yalnızca susarak da olsa, nasıl açıklanabilir?
Can yayınları·Kitabı okudu
Düşünce
En güzel iletişimi karakter sağlar. Emerson'un bir zamanlar söylediği gibi, " Ne olduğun kulağımda öylesine çınlıyor ki, ne dediğini duyamıyorum."
Rahatsız edici bazı konular mücadele için kabulleniş gerektirir.
Biri milyonerin evladı olarak doğar, paranın önleyeceği ya da zayıflatacağı -sayısı hiç de az olmayan- talihsizliklere karşı daha beşikten itibaren korunur; ötekiyse sefalet içinde doğar, ağzın bol yemeğin az olduğu bir ailede fazladan bir ağızdır. Biri kont ya da marki olarak doğar bu sebeple herkesten saygı görür, ne yaparsa yapsın fark etmez; ötekiyse insan yerine konmak için bile her şeyi düzgün yapması gerekir. Birileri öyle refah içinde doğarlar ki diledikleri okula gider, seyahat eder, kendini geliştirir, böylece zekası doğuştan gelen kişilerden (hani neredeyse) daha zeki hale gelirler. Böyle sürer gider hem de her konuda.
Sayfa 13 - can modern yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Reklam