Yasin şensoy

Yasin şensoy
@Hallowiert
Puan vermedi
Kitabı okudum ve çok beğendiğimi söyleyebilirim. Kitap genel olarak İlber ortaylının yaşadığı ve deneyimlediği çoğu şeyden, operadan baleden sanattan tarihten hangi dili öğrenmemiz gerektiğinden, hangi ülkeye ve şehre niçin gitmemiz gerektiğinden bahsetmiş ve yol gösterici bir kitap diyebilirim. İşte birkaç alıntı: "Kendinizi geliştirmek istiyorsanız, işinizle gücünüzle ilgili olmayan konularla da ilgileneceksiniz. Mühendis de olsanız örneğin, coğrafyayla tarihle de uğraşacaksınız. Dans edeceksiniz, müzikten anlayacaksınız. Milletin halini dert edineceksiniz." - "Venedik, Napoli, İstanbul, Kahire"-> Aydınlanma için çok derin, bilgili ve çarpıcı olabilirler." - "Tiyatro için Moskova, Londra ve Tel Aviv." - "Hiç değilse bir enstrüman çalmak, çocukların da öğrenmesini sağlamak gerekir. Önemli olan onu çok iyi çalmak değildir. Bu süreçte müziği dinlemeyi de öğreniyorsun. Bu hayatınız boyunca sizinle gidecek bir bilgidir." İlber Ortaylı Bir Ömür Nasıl Yaşanır?
Kişisel Gelişim
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yabancı - Albert Camus
Puan vermedi
Kitap oldukça farklı bir bakış açısıyla yazılmış. Farklı tarzda bir kitap , biraz da felsefi yönünün olduğunu söyleyebilirim bu romanın. Meaursault, annesinin öldüğünü öğrendiği gün cenazeye katılmak üzere yola çıkar, gün boyu hissettiklerini pek dış dünyaya aktarmaz. Cenazeye katılanlar durumda bir gariplik olduğunu sezerler çünkü Mearsault'un annesi ölmüştür ve kendisi hiçbir tepki vermiyordur. Halbuki onun kayıtsızlığı sadece annesinin ölümüyle ilgili değildir. Birkaç gün sonra ıssız bir kumsalda yürürken eski iş arkadaşıyla karşılaşır ve onunla unutulmaz birkaç gün geçirir. Sonrasında başına garip bir durum yüzünden felaket gelir ve hapise girer. Hapiste kendini savunurkenki kayıtsızlığı bile çok üst seviyededir. "Camus'un karamsarlığı kabulleniş değil, tam aksine bir eylem hatta isyan çağrısıdır. Romanı bitirdikten sonra Mearsault'ya karşı karışık hisler beslesek de dünyanın iyi bir yer olmadığına ve değişmesi gerektiğine inanırız." -Mario Vargas Llosa
Roman
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
ROMEO VE JULIET
Puan vermedi
İki aile arasında (Capuletler ve Montague'ler) arasında bitmek bilmeyen bir düşmanlığı anlatan. Çok güzel bir Roman diyebilirim. Genç Romeo Montague, gizlice düzenlenen bir Capulet balosuna katılır. Orada, Juliet Capulet ile karşılaşır ve anında ona aşık olur. Juliet de Romeo'ya aynı hislerle karşılık verir. Ancak, ikisi de birbirlerinin düşman ailelerin mensupları olduğunu öğrendiklerinde büyük bir çıkmazın içine düşerler. Romeo, yakın arkadaşı Mercutio'nun Capulet'lerden Tybalt tarafından öldürülmesine tanık olur. Bunun üzerine, öfkeyle dolup taşan Romeo, Tybalt'ı öldürür ve Verona Prensi tarafından sürgüne mahkûm edilir. Juliet, ailesinin Paris adında bir asilzade ile evlenmesini istediğini öğrenir. Bu zor durumdan kurtulmak için, Rahip Lawrence'dan yardım ister(Lawrence Romeonun Babası ve aynı zamanda Şehrin Rahibidir). Lawrence, Juliet'e ölü taklidi yapmasını sağlayacak bir uyku ilacı verir, böylece ailesi onu öldü zannedip Paris ile evlenmesini engelleyecektir. Juliet, bu planı kabul eder ve ilaçla uykuya dalar. İlacın tesiri tam olarak 42 saat sürecektir. ve plan şöyledir: Juliet'in ailesi julieti uykusunda öldü sanacak ve ertesi gün Juliet'i gömmeye karar verirlerken aniden Juliet uyanacak ve Romeo ile gizlice evlenip mutlu mesut hayat sürecektir fakat işler hiç de istenildiği gibi gitmez. Lawrence Bu planını oğlu Romeo'ya mektupla iletir fakat mektup bir türlü sürgündeki oğlu Romeo'ya ulaşmaz. Romeo da julet'in öldüğünü bir arkadaşı konuşurken duyar ve bu acıya dayanamaz. Eczaneye gidip kendine yüklü altın karşılığında zehir alır. Zehirle birlikte Juliet'in Mezarına gider. Romeo orada Paris'i görür ve kendisinin çok kızgın olduğunu ve Paris'in buradan gitmesi gerektiğini aksi takdirde kötü şeyler çıkacağını söyler fakat Paris hiç bu sözlere aldırmadan
Roman
Romeo ve JulietWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202475,9bin okunma
Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali
Puan vermedi
Kitabın 2 kısımdan oluştuğunu ve özellikle 2.Kısmın çok etkileyici olduğunu başlangıçta söylemek istiyorum. 1. Kısım Rasim Bey ve Raif Efendi yolda karşılaşırlar ve Raif Efendi Rasim Beyi kendi işyerine götürür çünkü Rasim Bey'in o zaman herhangi bir işi yoktur. Daha sonra aralarındaki ilişki daha da güçlenir. Raif Efendi sürekli hasta olur ve bu son hastalığında hastaneye kaldırılır. Hastanede yatarken Rasim Bey'den kıyafetlerini ve eşyalarını toplamasını ister. Ama Çekmecede bir siyah not defteri olduğunu ve bunu yakmasını ister. Rasim Bey bu siyah not defterini Raif beyle arasında bunca zamandır bir münakaşa olduğuna dayanarak bir günlük okumak ve gece sonrasında ise yakacağını söyler. Raif Efendi de herhangi bir şekilde karşı çıkmaz. Aslında kitabın 2.Kısmı tam da buradan sonra başlar. 2.Kısım Raif Efendi defterde Berlin Anılarını anlatıyor. Raif Efendi baba mesleği sabunculuğu devam ettirmek için Berlin'e gidiyor. Maddi durumları gayet yerinde bir aileye sahip olan Raif Efendi, Berlin'de müzelere, tiyatrolara, resim sergilerine ve bilimum aktivitelere katılmaya başlıyor. Bir gün gittiği resim sergisinde Kürk Mantolu Madonna tablosu onun çok ilgisini çeker ve uzunca süre orada o tabloya bakar. Günler geçer ve yine aynı tablo için sergiye gelir. Tablonun sahibi Maria Puder ile yakın ilişkiler kurmaya başlar. Maria Genelde gece vardiyasıyla çalışan ve annesiyle yaşayan bir kadındır. Raif efendiyle önce arkadaş olarak başlayan daha sonra aşka dönüşen ilişkileri olmuştur. Raif Efendi kendini Maria Puder'i gördükten sonra şöyle ifade ediyor. "Fakat bu hep böyle değil midir? Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?.." Aralarındaki ilişki daha da yakınlaşmaya başlıyor ve Maria Puder hasta oluyor. Maria Puder Prag'a annesinin
Roman
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,7bin okunma
Stefan Zweig - Satranç
Puan vermedi
Bir yolcu gemisinde bir milyoner ve bir satranç şampiyonu var. Milyoner, ücreti karşılığında bu satranç şampiyonuna birkaç maç oynamayı teklif ediyor. Ve etrafta diğer yolcu izleyenlerle maç başlıyor işte bu noktada maça sürekli dahil olup yorumlarda bulunan bir adam göze çarpıyor. Doctor B, avusturyalı bir göçmen. Geçmişine kitapta geri dönüyoruz ve geçmişte bir işkenceye tabii tutulduğuna şahit oluyoruz fakat şöyle bir işkence. Doctor B'yi bir otel odasına kapatıyorlar ve otelde hiçbir şey yok ve onu adeta hiçliğe mahkum ediyorlar. Sürekli aynı odada kalıyor. Hatta odayla alakalı şöyle diyor: "Bana ayrılmış oda ilk bakışta hiç rahatsız etmedi beni. Bir kapı, bir yatak, bir koltuk, bir leğen ve, bir parmaklıklı pencere vardı odada. Ama kapı gece gündüz kilitliydi ve masada hiçbir kitap gazete veya dergi yoktu. Zamanı bilmeyeyim diye saati, yazıyı unutayım diye kalemi..." Doctor B o zamanlarda satrancı unutmamak için tavanda yerde kısacası her yerde aklından satranç oynamayı denedi. Bazen başarılı bazen de başarısız oldu. Yapacak hiçbir şeyi olmayan bir adam sonunda yapacak bir şeyi yani satranç kitabını bir şekilde ele geçirdi gardiyanlardan saklayarak. Bu adam aslında hikayenin başındaki Doctor B'idi.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,7bin okunma