Hafızamın ayrıcılıklı köşelerinden birinde müşfik bir eylül sabahının hatırasını saklamaya devam ediyorum. O sabah, Bemardo de lrigoyen Bulvarı'yla Mayıs Bulvarı'nın kesişiminin güneye bakan köşesinde, bugün hala yoldan geçenlere o görkemli silüeti ni göstermeye devam eden bir gazete bayisinin önünde tamamen şans eseri bir şekilde karşılaşmıştık.
Cali ve Medellin' e yaptığım kısa ama hak edilen tatilin dö nüşünde, Ezeiza havaalanımızın egzantrik barlarından bırinde beni üzücü bir haber bekliyordu. Ne yazık ki hayatın belirli bir evresine geldiğimizde ani bir haberi almadan arkamızı dönemeyeceğimiz söylenir. Bu defa elbette Santiago Ginzberg'ten bahsediyorum.
Şimdi burada, bugüne dek basına sızan hatalı yorumları -tabiri caizse- düzeltmek gayesiyle bu yakınımı kaybetmiş olmanın içimi dolduran üzüntüsünü bir süreliğine bastırıyorum. İvedilikle bu saçmalıklarda hiçbir kötü niyet bulunmadığını da belirteceğim. Bu tür yanlış yorumlar tamamen telaştan ve affedilebilir bir cahillikten kaynaklanıyor. Bu hataları düzelteceğim, hepsi bu.
İyisiyle kötüsüyle bazı "eleştirmenler" Ginzberg'in tüy kale minin yayımladığı ilk çalışmanın Senin ve Benim İçin İpuçları adlı bir şiir kitabı olduğunu unutuyor gibiler.
Bahsettiğimiz bu kişi bizzat Praetorius'dur, otuz üç yıl önce açtığı yolun bir adım ötesine geçilmesini diğer birçok öncü gibi o da kabul etmez.
Zaferin de bir Akhilleus topuğu var. Bir dizi lezzetli yenilebilir yiyeceği, kuralların talep ettiği üzere asla değişmeyen çamurumsu bir topağa çevirebilen artık bir klasik haline gelmiş Dupont de Montpellier, Julio Cejador gibi aşçıların isimlerini saymak için herhangi bir elin parmakları, altı parmak bile fazla gelir.
1932 yılında bir mucize olur ve bunu bir yığın kişinin arasın dan adamın biri gerçekleştirir. Okuyucular onun ismini biliyor:
Jean Françoise Darracq. J.F.D. Cenevre' de diğer tüm restoranla ra benzeyen bir restoran açar ve burada çok eskiden yenilen ye meklerden hiçbir farkı olmayan yemekler sunar: mayonez sarıdır, yeşillikler yeşildir, cassata120 gökkuşağı renklerindedir, rozbif de kırmızıdır.
‘ içimizde olanlarla aramıza mesafe koyamayız.”
paul valery
Sınırlar neye benzer,?
neden gereklidir ve onlara nasıl bağlı kalabiliriz? Sağlıklı ve
sağlıksız sınırlar arasında ne tür farklar vardır? Sınır koyma
becerisi doğuştan mı gelir, sonradan mı öğrenilir? Kişisel değerler
sınırları nasıl belirler?
İlişkiler söz konusu olduğunda, sınırlar genellikle en zor ve kafa
karıştırıcı kavramlardan biri. Kimse sevdiklerini hayal kırıklığına
uğratmak istemez ama başkalarının koyduğu kurallara göre
yaşamak da zaman zaman can sıkıcı ve bunaltıcı olabilir.
Oysa,,,
sağlıklı sınırlar belirlemek ve bunlarla uyumlu ilişkiler sürdürmek
sadece mümkün değil, aynı zamanda geliştirici ve
özgürleştiricidir de
Sınırlar hayatımızın her alanını etkiler ve kendimizi güvende,
rahat ve sevilmiş hissetmemizi sağlar. . Sınır Koymak
Peki sınırlar neye benzer,
neden gereklidir ve onlara nasıl bağlı kalabiliriz?
İster, bu ve bunun