‘Çukurova’da çok insan, dağlarda çok insan, dünyada çok insan, az ağa var. Niye öyleyse ağaların başına kartallar gibi çokuşmuyorlar? Çokuşunca ne olacak, diye soruyor Memed. Bin başlı evran, bir ulu bulut… Bir kılıç bin başlı evranı kesiyor, durmadan kesiyor, kılıç eskiyor, yoruluyor, evranın başı kesildikçe daha çoğalıyor.’
‘İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan,şu şeker kamışlarından,
Bebe dişlerinden, güneşlerden, yaban otlarından,
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım’
‘Hallac-ı Mansur’a atfedilen bir söz var, “Cehennem acı çektiğinizi kimsenin duymadığı yerdir” diyor. Yalnızlar seslerini kolay kolay duyuramazlar, içlerindeki o çöl sıcağı gibi kavurucu acıyı, dilsiz dudaksız gezdirirler.’