yıllar yıllar önce günler
buğday tarlasıyken henüz
tandır ekmeğiydi sabahları
yıllar yıllar önce annem
boyum muydu yaşım mı
küçük müydüm kısa mı
yıllar yıllar önceydi
dizlerim yamayken daha
ben geçirmiştim ipi
iğne deliğindeydi annem
tüm bu belirsizliğin içinde kesin olan tek şeyse öfkedir bazen. bazen muhatabına ulaşmayan öfke dönüp sahibini bıçaklar. etrafında öfkesi tarafından bıçaklanan, eti çiğnenen, kanı akıtılan birilerinin olmayışı kişi için pekâlâ lütuf sayılabilir.
tüm bu belirsizliğin içinde kesin olan tek şeyse öfkedir bazen. bazen muhatabına ulaşmayan öfke dönüp sahibini bıçaklar. etrafında öfkesi tarafından bıçaklanan, eti çiğnenen, kanı akıtılan birilerinin olmayışı kişi için pekâlâ lütuf sayılabilir.
sanki çok kızdırdığı bir ressam gelip beynin bu işlerinden sorumlu bölümüne o duyguyu sert bir fırça darbesiyle konduruvermiş de hiçbir iz bırakmadan uzaklaşmış gibi.
sanki çok kızdırdığı bir ressam gelip beynin bu işlerinden sorumlu bölümüne o duyguyu sert bir fırça darbesiyle konduruvermiş de hiçbir iz bırakmadan uzaklaşmış gibi.
bu durağanlığın, bu uyuşma halinin oraya nasıl ve ne zaman yerleştiğine dair bir ipucu bulamaz. bulabilse kurtulmak kolay olacaktır elbette fakat bulamaz işte.