Artık içi vahşice parçalanmıyordu. Ağrısı yoktu. Ama yine de içinde bir şey küle dönüyor ve çürüyordu, bir şey ölmeye başlamıştı. Yaşadığı her şey, sevdiği her şey bu yavaş yavaş sönen alevde eriyip gidiyor, yanıp küle dönerek kararıyor, sonra da kömürleşip dağılarak vıcık vıcık bir umursamazlık çamurunun içine düşüyordu.
Onların hayatları mevsimler gibi belli dönemlere bölünmüştür. Hayatları mevsimler gibi bir düzen içindedir. Oysa benim hayatımda değişmeyen bir tek mevsim oldu hep. Hayatım soğuk bir yerde, sonsuz bir karanlık içinde geçti âdeta; içimde beni mum gibi eriten aynı alev vardı.