Büyük Büyük Dalip

Büyük Büyük Dalip
Sa souvraya niende misain ye.
Oğlum, garson!.. Bize birer rakı daha getir bakalım!.. Okur okur, kitaplarda yazılan şeyleri hakikat zannederek kafasına yerleştirirdi. Hayata bakmalı, hayata; kitaplarda bir şey yok... Kim bilir, belki biz de evimizde okuyoruz... Fakat hayat büsbütün başka... Etrafı ve zamanı kollamalı... Vakti geldiği zaman ben ondan daha fedakârca ortaya atılırım... Kafamdaki bir fikir uğruna kanımı son damlasına kadar akıtmazsam namerdim. Ama dedim ya, zamanı var.
Reklam
“Söylediği şeylerde bir hakikat bulunabilir mi ki?..” diye düşündü. “Zannetmem... Bütün dünya budala mı?.. İnsan acayip mahluk... Kafası bir kere bir şeye saplanıverince en akıllısından böyle bir mecnun doğuyor!..”
Moral constructs—oh, they were a madman’s dreams, to be sure. Humans insisted on others behaving properly, but rarely forced the same standards upon themselves. Justifications dispensed with logic, thriving on opportunism and delusions of pious propriety.
We stopped talking—no, be truthful, we never talked. Oh, past each other often enough in those early years. Yes, we talked past each other, avid and sharp, too humourless to be wry—fools that we were. Could we have learned how to laugh back then? So much might have turned out differently. So much… Regrets and coin, the debt ever mounts.
Taxilian! Hear me. What is lifeless is not necessarily dead. That which falls can rise again. Take care—take great care—in this place…
Reklam