Büyük Büyük Dalip

Büyük Büyük Dalip
Sa souvraya niende misain ye.
“Sevgilim dedi Morgan yüzünü okşayarak, “sana ne yaptılar?” Taliesin gülümsedi, hatta Sansum’dan nefret eden ve Morgan’ı hiç sevmeyen ben bile bu apaçık mutluluk karşısında gülümsedim. Bildiğim bütün evlilikler içinde en garibi buydu. Sansum bu dünyaya gelmiş en namussuz adamdı ve Morgan da yaratılmış en namuslu kadındı. Ama açıkça görülüyordu ki birbirlerine hayrandılar veya en azından Morgan Sansum’a hayrandı. Eskiden Morgan eli yüzü düzgün bir kadınmış, ama ilk kocasını öldüren yangın kadının bedenini de kavurmuş ve yüzünü bu korkunç hâle sokmuştu. Hiçbir erkek Morgan’ı güzelliği için veya çirkinliğe bürünen yüzü gibi, nefrete bürünen karakteri için sevemezdi, ama bir erkek Morgan’ı bağlantıları için sevebilirdi, zira Morgan Arthur’un kız kardeşiydi ve bu da, her zaman inanmışımdır ki, Sansum’u ona çeken şeydi. Sansum onu içinden gelerek sevmese de, onu ikna eden bir aşk gösterisi yapmış, onu mutlu etmişti ve bunun için de Fareler Kralını bile yaptığı sahtekârlık için affedebilirdim. Kadına hayrandı, zira Morgan akıllı bir kadındı ve Sansum kadının aklına değer veriyordu ve böylece iki taraf da evlilikten kazançlı çıkıyordu, Morgan şefkat gorüyor, Sansum himaye altında korunup öğütler alıyordu, her ikisi de başka yerlerde başka zevkler aramadıklarından, birçok evlilikten daha iyi gidiyordu evlilikleri.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kendini haklı çıkarmak için konuşmaya devam etti ve bir süre sonra söylediği her söze inandığını anlamaya başladım. Sansum insanları öldürmek için onlara ihanet edebilirdi, Ligessac’ı tutuklamaya gittiğimizde beni ve Arthur’u öldürmek istediği gibi planlar yapabilirdi ve hazineyi tam takır bırakabilirdi, bunun yanında her zaman yapabildiği tek bir şey var ki; hareketlerinin kesinlikle haklı olduğuna kendini ikna edebilirdi. Tek ilkesi hırsıydı ve bu felaket günde güneş batarken, eğer dünyada Arthur ve Kral Cuneglas gibi insanlar olmasaydı Sansum gibi yaratıklar her yerde hâkim olurlardı. Eğer Taliesin haklıysa, o zaman Tanrılarımız kayboluyorlardı ve onlarla beraber druidler yok olacaklardı ve onları izleyecek büyük krallar. İşte o zaman da ortaya fare krallarından oluşan bir kabile ortaya çıkıp hepimizi yönetecekti.
Arthur demirci ocağının kapısına gitti, iterek açtı ve ahırlara doğru baktı. Burada bir sürü köpekten başka kıpırdayan bir şey yoktu ve tek tek bize döndü. “Sen iyi bir adamsın evlat” dedi homurdanarak. “İyi bir adam. Seninle gurur duyuyorum, ama dünyayı çok iyi sanıyorsun. Orada şeytanlar var, gerçek şeytanlar ve sen onları görmezden geliyorsun.” “Sen,” dedi Gwydre, “benim yaşımdayken görüyor muydun?” Arthur bu sorunun ne kadar doğru olduğunu yarım bir gülümsemeyle onayladı. “Ben senin yaşındayken,” dedi, “dünyayı yeniden kurabileceğimi düşünüyordum. Bu dünyanın ihtiyacı olan şeyin sadece namus ve iyilik olduğuna inanıyordum. Eğer halka iyi muamele edersen ve onlara adalet götürürsen bana şükran duyacaklarını sanıyordum. Şeytanı iyilikle kovabileceğimi sanıyordum.” Duraksadı. “Galiba insanları da köpekler gibi sandım” diye sürdürdü pişmanlık dolu bir sesle. “Onlara yeterince sevgi verirsen ehlileşirler sandım, ama insanlar köpek değiller Gwydre, onlar kurt. Bir kral karşısına çıkan düzensizlikle bin türlü hırsla mücadele etmelidir. Sana iltifat ederler, ama arkandan seninle alay ederler. İnsanlar sana sonsuza kadar bağlılık andı verirler, sonra arkalarını dönüp senin ölümünü planlarlar. Eğer onların düzenlerinden kurtulursan günün birinde benim gibi sakalı ağarmış bir adam olduğunda geri dönüp hayatına baktığında hiçbir şey başaramadığını göreceksin. Hiçbir şey. Annelerin kollarında hayran kaldığın bebeklerin büyüdükleri zaman birer katil olduklarını, getirdiğin adaletin satılık olduğunu ve yendiğin düşmanların hâlâ sınırlarını tehdit ettiklerini göreceksin.” Konuşurken gittikçe daha fazla kızıyordu, ama şimdi kızgınlığını bir gülümsemeyle bastırdı. “İstediğin bu mu?”
Zayıf krallar dünyanın üzerinde bir lanetdirler, ama krallara andlarımızı veriyoruz, andlar olmazsa yasalar olmaz ve yasalar olmasa, sadece anarşi olur. Bunun için yasalara sıkı sıkıya uymalıyız, yasaları andlarımızla sürdürmeliyiz. Eğer bir insan canı istediği zaman kralını değiştirirse o zaman işine gelmeyen kral için andını terkedebilir. Bu durumda yasaların bozulmaması için krallara ihtiyacımız olacak. Bunların hepsi doğru, ama Galahad’la kış sisleri içinde eve doğru at sürerken, kral olması gereken birinin olmak istememesi ve hiçbir zaman olmaması gereken birinin de kral olması karşısında neredeyse ağlayacaktım.

Büyük Büyük Dalip

, bir kitap okudu
9/10
·432 syf.··
44 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 23:39
·
2026 17. kitabı
Bernard Cornwell
8.9/10 · 29 okunma