Büyük Büyük Dalip

Büyük Büyük Dalip
Sa souvraya niende misain ye.
Zayıf krallar dünyanın üzerinde bir lanetdirler, ama krallara andlarımızı veriyoruz, andlar olmazsa yasalar olmaz ve yasalar olmasa, sadece anarşi olur. Bunun için yasalara sıkı sıkıya uymalıyız, yasaları andlarımızla sürdürmeliyiz. Eğer bir insan canı istediği zaman kralını değiştirirse o zaman işine gelmeyen kral için andını terkedebilir. Bu durumda yasaların bozulmaması için krallara ihtiyacımız olacak. Bunların hepsi doğru, ama Galahad’la kış sisleri içinde eve doğru at sürerken, kral olması gereken birinin olmak istememesi ve hiçbir zaman olmaması gereken birinin de kral olması karşısında neredeyse ağlayacaktım.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Büyük Büyük Dalip

, bir kitap okudu
9/10
·432 syf.··
44 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 23:39
·
2026 17. kitabı
Bernard Cornwell
8.9/10 · 29 okunma
Ne kadar zayıf ve yanlış yönlendirilmiş olsa da, espri yapmaya çalıştığında, Lan de değişiyordu. Neredeyse yirmi senedir kadını takip ediyordu, sayamayacağı kadar çok kez hayatını kurtarmıştı, hatta genellikle kendi hayatını tehlikeye atarak. Hep kendi hayatını küçük bir şey sayardı, yalnızca kadın ihtiyaç duyduğu için değerli olan bir şey; bazıları, bir damadın gelinine kur yapması gibi onun da ölüme kur yaptığını söylerdi. Moiraine asla adamın yüreğine girmemişti, kendilerini adamın ayaklarına atan kadınları asla kıskanmamıştı. Lan uzun zaman önce bir yüreği bulunmadığını ilan etmişti. Ama geçen sene içinde bir yürek bulmuştu ve bir kadın o yüreği bir ipe geçirmiş, boynuna asmıştı. Lan kadını inkâr ediyordu elbette. Nynaeve al’Meara’ya, bir zamanlar İki Nehirli bir Hikmet olan, artık Beyaz Kule’nin Kabuledilmişlerinden olan kadına olan aşkını değil elbette, yalnızca kadına sahip olabileceğini inkâr ediyordu. Benim iki şeyim var, diyordu, kırılmayan bir kılıç ve sona ermeyecek bir savaş; asla bir geline armağan edilecek şeyler değil. Moiraine en azından bunun icabına bakmıştı, ama adam zamanı gelene kadar bilmeyecekti. Bilse, büyük olasılıkla işleri değiştirmeye çalışırdı, olabildiğince inatçı aptalın tekiydi. “Bu kurak topraklar senin kendi alçakgönüllülüğünü de kurutup bitirmiş gibi görünüyor, al’Lan Mandragoran. Yeniden büyümesi için su bulmam gerekecek.” “Benim alçakgönüllülüğüm ustura gibi bilenmiştir,” dedi adam kuru kuru. “Sen asla körelmesine izin vermiyorsun.”
Elbette tüm olası gelecekler tek bir zihnin taşıyamayacağı kadar çoktu. Birbirine karışıyorlar, çoğunlukla solup gidiyorlardı, ama bir kadın hayatı boyunca olabilecek, olmak zorunda olan, olabilecek olan şeyler hakkında bir fikir ediniyordu. Normalde bu bile doğru an gelene kadar gizli kalıyordu. Ama her zaman değil. Moiraine o halkalardan geçmişti. Bir kaşık umut, bir fincan ümitsizlik, diye düşündü. “Seni böyle görmekten hoşlanmıyorum,” dedi Lan. Mandarb’ın yüksekliği ve kendi boyu üst üste gelince, kadına tepeden bakıyordu. Gözlerinin köşeleri huzursuzlukla kırışmıştı. Lan’de bu, bir başka adamdaki hayal kırıklığı gözyaşlarına denkti.
Arthur her zaman “Bir insan yasayı satın alabiliyorsa yasa değerini yitirir” derdi ve yargıçları da namuslu olmalarıyla ünlüydüler. Ama Dumnonia halkı kısa zamanda yargıçları atlayarak işlerini halledebileceklerini keşfettiler. Sansum’a veya Argante’ye para ödeyerek Mordred’in Anıionica’dan şu yasanın böyle değiştirilmesi, bu yasanın şöyle de­ğiştirilmesi hakkında emirnameler yazmasını sağlayabileceklerini an­ladılar. Böylelikle bir yıl sonra gittikçe büyüyen bir adaletsizlikler de­nizinde buldum kendimi. Namuslu yargıçlar kararlarının sürekli olarak değiştirilmesini görmektense istifa ettiler. Sorunlarını mahkemeye götürebilecek olan insanlar ise bu sorunlarını mızrakla çözmeyi tercih etmeye başladılar. Yasanın eriyip yok olması çok yavaş bir süreçti, ama bunu önleyemedim. Mordred’in kaprislerini dizginlemekle gö­revliydim, ama Sansum ve Argante iki mahmuzdu ve mahmuzlar diz­ginleri yeniyordu. Buna rağmen mutlu günler yaşadım. Pek az insan kırk yaşını ge­çinceye kadar yaşardı, ben ve Ceinwyn bunu başardık, Tanrılar iki­mize de sağlık bahşetmişti.