Harputlu

Harputlu

, bir kitabı okumaya başladı
Ömer Lütfi Mete
8/10 · 493 okunma
Reklam
On dokuzuncu yüzyılın başında Yunanlılar, bilhassa Ruslardan destek alarak bâzı siyâsî cemiyetler kurmuşlardı. Bunların en faal ve tehlikeli olanı da Etniki Eterya adlı cemiyetti. Gayesi, Bizans'ın ihyâsı, İstanbul'un Türklerden alınması ve Türklerin Avrupa'dan atılması olan bu cemiyetin gayret ve kışkırtmasıyla Eflâk-Boğdan ve Mora'da isyanlar çıktı. Öyle ki bu isyanlarda Mora'da elli bine yakın Türk öldürüldü. II. Mahmud, hükümdarlar kadar imtiyaz tanıdığı Ortodoks Patriği Grigorios'un da isyancılarla işbirliği ettiğini tespit edince onu, Fener Patrikhânesi' nin orta kapısında astırdı. Göğsüne de ihânetini anlatan bir yazı yapıştırılarak üç gün İstanbullulara teşhir edildi. Bâb-ı Âlî, isyânın başında olanlardan yakalananları îdam ettirdi. Edirne, Kayseri, Tarabya ve Edremit piskoposları da bunların arasında idi. Hattâ Boğaziçi'nde muhteşem saray ve konaklarda yaşayan Fenerli zengin Rum beylerinden bâzıları da bu ihânetin içinde olduklarından aynı cezâya çarptırıldılar. Daha sonra yeni patrikin emriyle bu orta kapı o târihten îtibâren örülerek kapatıldı ve bir pâdişah veya sadrâzam aynı yerde asılıncaya kadar da açılmamasına karar verildi. | Sâmiha Ayverdi, Dünden Bugüne Ne Kalmıştır, Kubbealtı Neşriyâtı, 3. Baskı Mart 2019, s. 26.
Sayfa 26 - Kubbealtı Neşriyâtı, 3. Baskı Mart 2019·Kitabı okudu
Edebiyat Felsefe- Düşünce
Türk-İslâm fetihleri kalıcı, yapıcı ve devamlı idi. Zira İslâm'ı, bütün müslüman ülkelerden daha üstün bir zevk ve anlayışla canı ve kanı bahasına korurken asla ne batı gibi müstemlekeci, ne de emperyalist olmuştur. Müslüman, Allah'ın yeryüzünü tevhîdi¹ ile ışıklandırdığını, îmânının îcâbı olarak gördüğü için tâbi ülkeleri ne ezdi ne de kırıp kopardı. | Sâmiha Ayverdi, Dünden Bugüne Ne Kalmıştır, Kubbealtı Neşriyâtı, 3. Baskı Mart 2019, s. 19-20.
Sayfa 19 - Kubbealtı Neşriyâtı, 3. Baskı Mart 2019·Kitabı okudu
Edebiyat Felsefe- Düşünce
Kendimize benzemekten korkmak, bize Avrupa, Amerika, Rusya pınarlarından emperyalizm, kapitalizm, siyonizm, komünizm, sosyalizm kanallariyle gelen müthiş aşağılık duygusudur. Kendi değerlerimizi yele verip bunlara kapıldığımızdan beri Türk'e mahsus denilebilecek hiçbir şey yaratamadık. Ne mimarlıkta, ne resimde, ne mûsikîde ne de hatta şiirde, dünyaya gösterilebilecek kişliğimiz vardır. Törelerimiz kuşa dönmüş, oyunlarımız, türkülerimiz rüzgârda savrulmuş, pek tabiî ilmimiz, felsefemiz, hukuk, iktisat ve ahlâkımız da olamamıştır. Kendi şahsiyetinden mütemadiyen korkan adamın, başkalarına özene bezene günün birinde bir karnaval maskarasına dönmesi tabii değil midir. | Ahmet Kabaklı, Kültür Emperyalizmi, TEDEV Yayınları, 7. Baskı: Kasım 2020, s. 102.
Sayfa 102 - TEDEV Yayınları, 7. Baskı: Kasım 2020·Kitabı okudu
Sosyoloji
1830'dan beri, tanzimat, islahat, inkılâp, devrim, reform adlariyle yapılan baskınların çoğu, yabancılara bağlı kültür kompradorlarının, bizi bizden soğutmak, alaturkalığımızı gidermek, Türk arslanının yelelerini yolup, ayaklarını kesmek için attıkları makaslar, bıçaklardır. Bizi küçümsemek, ülkemizi karartmak, ruhumuzu kötümser mağaralara itmek uğruna bugün taklitçi maymunlarla kızıl ayıcıkların birlikte taşıdığı tezyif bayrağını yırtmalıyız. | Ahmet Kabaklı, Kültür Emperyalizmi, TEDEV Yayınları, 7. Baskı: Kasım 2020, s. 100.
Sayfa 100 - TEDEV Yayınları, 7. Baskı: Kasım 2020·Kitabı okudu
Sosyoloji
Reklam