Harputlu

Harputlu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·288 syf.·
469 günde okudu
·
2024 2. kitabı
Sâmiha Ayverdi
8.7/10 · 27 okunma
Reklam

Harputlu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·480 syf.·
1163 günde okudu
·
2024 1. kitabı
Bediüzzaman Said Nursî
9.8/10 · 5,7bin okunma
Sırası gelmişken "necâsetten tahâret" bahsini biraz inceleyelim: Zâhirde necâset, insandan çıkan bir nesne olduğu gibi necâset dediğimiz aynı zamanda her insanın ağzından giren yemektir. İşte "necâsetten tahâret" derken evvelâ yiyeceğimiz şeylere içeri alacağımız nesnelere itinâ edelim ki necâsetten kurtulmuş olalım. Doğrusu insanın ağzından giren bal, kendisinden çıkarken necistir. Fakat ölü eti, kan, domuz eti gibi nesneler ise bizâtihi (aslında) necis olduklarından bunları yiyen bir insan içini kolay kolay necâsetten temizleyemez. Kur'ân-ı Kerîm "Ve lâ te'kulû mimmâ lem yuzkerismullâhî aleyhi ve innehu le-fiskun)." Yani: "Siz Allahu Taâlâ'yı zikretmeden ve tefekkür etmeden hiçbir şey yemeyin çünkü Allahsız yediğiniz her nimet içinde fisk olur. (insanı yoldan çıkaran özellik vardır). En'âm/121." buyurmaktadır. Şarabın insanı sarhoş ettiği gibi, Allahu Taâlâ'yı anmadan ve düşünmeden ağzınıza aldığınız ve yediğiniz herhangi bir yemek ve içecek harâm olduğundan o yemekten meydana gelecek kan, da- mar ve vücudunuzun her hücresi ve bütün cisminiz harâm olur. Sarhoş, yaptıklarından habersiz olduğu gibi, Allahsız yiyen ve içen mâsivâ sarhoşları da öylece her şeyden hele bilhassa Allah'tan habersiz kalırlar. Artık o kimsenin ne gözü doğru görür, ne kulağı doğru işitir ve ne dili doğru söyler. Böylece Allahsız yaşadığını zanneden gâfil, gözsüz bir insan gibi zulmet sahrâlarında ne gezdiğini bilir, ne gördüğünü tanır ve böylece fâsık ve efâcir (Hak yoldan sapmış ve şirke batmış olarak) kalır. | Osman Kemâlî, İrfân Sızıntıları, H Yayınları, 3. Basım: Ağustos, 2022, s. 172.
Sayfa 172 - H Yayınları, 3. Basım: Ağustos, 2022
Din Tasavvuf İnceleme
Milliyetçilerin yüreği, bir ananın yüreğine benzer. Öylesine yumuşaktır, öylesine sıcaktır, kollayıcı ve koruyucudur. Kin tanımaz, aşk ile yanar, kötü bir durumla karşılaştığı zaman telâşlanır, çırpınır. Analar, çocuklarının hastalığı bahsinde pek vehimli olurlar. Nezleden bile korkar, yavrularının elden çıkacağını sanırlar. Milliyetçiler de öyledir. Zararına inandıkları hâdiseleri biraz büyütürler. Milliyetçilerin korkaklığı, mücadeleden kaçınacakları mânâsına gelmez. Milletin varlığı tehlikeye girince dövüşmesini herkesten iyi bilirler. | Galip Erdem, Ülkücünün Çilesi, Ötüken Neşriyat, 13. Basım: İstanbul-2020, s. 178.
Sayfa 178 - Ötüken Neşriyat, 13. Basım: İstanbul-2020·Kitabı okudu
Siyaset & Politika
Keramet nedir? Keramet özel bir evliya harikası' değildir ki. Bilindiği gibi terim niteliğiyle 'keramet' Allah'ın, peygamber olmayan herhangi bir bireye sade veya olağanüstü güzellikler ihsan etmesidir. Bu ihsanı güzellikler' kavramıyla değil de 'doğaüstü durumlar' anlamıyla tanımlaştırırsak, keramet terimini sirk manevralarıyla aynı kefeye yaklaştırırız! 'Sade veya olağanüstü güzellik' olarak tanımladığımız zaman 'keramet' Allah'ın insanlara hediyesi ve tartışılmaz bir Tevhid gerçeği olur. Bir an için düşünelim: Bir insanın kendisinden daha kötü durumda bulunan birisini görüp şükredebilmesi ve ders çıkarabilmesi neden keramet sayılmasın? Hatta bu, neden 'suda yürümek' kadar üst seviyeden bir keramet olmasın? Fizikî bir harikayı, manevi derinlikten daha önemli saymak, doğrudan maddecilik değil midir? Şükür dersi alabilmek çok mu kolaydır? İnceden inceye sorgulayarak düşünürsek, halis şükrün suda yürümekten çok daha çetin bir keramet olduğunu sezmez miyiz? Bir kere kişiye şükür dersi çıkaracağı kötü durumdaki insanı fark ettiren, karşılaşma yapmasını ilham eden, kısacası 'kerem' gösteren, 'ikram' eden, 'keramet' sunan Allah değil midir? Herkes benzeri olaylarda kendisinden kötü durumdaki kişiyi görebiliyor, görse bile mukayese yapabiliyor ve ders alabiliyor mu? Şimdi; böylesi sade bir ilahi yardımın, doğaüstü bir hal sergilemek durumunda kalan kişinin kerametinden farkı sadece bizim bakış açımızdan ibaret değil midir? Her ikisini de yaratan, her iki gerçekliği de var edip ayarlayan, zamanın ve mekânın şu veya bu kesitine denk düşüren aynı Allah değil mi? Bir oluşun bizim tarafımızdan Allah'ın kuluna lütfettiği bir keramet sayılması için ille de sirkteki cambazinkiler gibi 'harika numara' şeklinde mi ortaya çıkması gerekir? Neden bilgece bir sözü söylemek,
Sayfa 86 - Profil Yayıncılık, 10. Baskı Temmuz 2008·Kitabı okuyor
Din Tasavvuf İnceleme
Reklam