Sırası gelmişken "necâsetten tahâret" bahsini biraz inceleyelim:
Zâhirde necâset, insandan çıkan bir nesne olduğu gibi necâset dediğimiz aynı zamanda her insanın ağzından giren yemektir. İşte "necâsetten tahâret" derken evvelâ yiyeceğimiz şeylere içeri alacağımız nesnelere itinâ edelim ki necâsetten kurtulmuş olalım. Doğrusu insanın ağzından giren bal, kendisinden çıkarken necistir. Fakat ölü eti, kan, domuz eti gibi nesneler ise bizâtihi (aslında) necis olduklarından bunları yiyen bir insan içini kolay kolay necâsetten temizleyemez.
Kur'ân-ı Kerîm "Ve lâ te'kulû mimmâ lem yuzkerismullâhî aleyhi ve innehu le-fiskun)."
Yani: "Siz Allahu Taâlâ'yı zikretmeden ve tefekkür etmeden hiçbir şey yemeyin çünkü Allahsız yediğiniz her nimet içinde fisk olur. (insanı yoldan çıkaran özellik vardır). En'âm/121." buyurmaktadır.
Şarabın insanı sarhoş ettiği gibi, Allahu Taâlâ'yı anmadan ve düşünmeden ağzınıza aldığınız ve yediğiniz herhangi bir yemek ve içecek harâm olduğundan o yemekten meydana gelecek kan, da- mar ve vücudunuzun her hücresi ve bütün cisminiz harâm olur. Sarhoş, yaptıklarından habersiz olduğu gibi, Allahsız yiyen ve içen mâsivâ sarhoşları da öylece her şeyden hele bilhassa Allah'tan habersiz kalırlar. Artık o kimsenin ne gözü doğru görür, ne kulağı doğru işitir ve ne dili doğru söyler. Böylece Allahsız yaşadığını zanneden gâfil, gözsüz bir insan gibi zulmet sahrâlarında ne gezdiğini bilir, ne gördüğünü tanır ve böylece fâsık ve efâcir (Hak yoldan sapmış ve şirke batmış olarak) kalır.
| Osman Kemâlî, İrfân Sızıntıları, H Yayınları, 3. Basım: Ağustos, 2022, s. 172.
Sayfa 172 - H Yayınları, 3. Basım: Ağustos, 2022