Yalanlar bir gün mutlaka sahiplerini terk ederdi.
Yalancılar günün sonunda kapının ardında kalırdı.
Bu ikisiden uzakta yaşayanlar için ise masal gibi bir hayat sürmek kaçınılmazdı...
Göldeki evlerden bir kaçının hikayesiydi bu; biraz karanlık, biraz buruk ama değişmeyen tek bir gerçek vardı...
Ne yaşanmış olursa olsun güneş her daim sırları barındıran o çatıların üzerine doğmaya devam edecekti...
Çünkü insanlar böyleydi. Paketleri sever ve kendi acılarıyla ilgilenirler. Eğer ağlamıyorsanız sizin hiçbir şeye ihtiyacınız olmadığını savunurlar ve onların acıları da mutlulukları da sizinkilerden bir beden büyüktür...
Kötü bir insan olmak için salt kötülük yapmaya gerek yoktu, yapılanlara seyirci olmanız ya da yaşananları görmezden gelmeniz de sizi o günahın bir parçası yapıyordu. Dünyadaki tüm günahların kapalı kapılar ardında işlendiğini sanmaları ne büyük gafletti! Açlık, yoksulluk, istismar, çaresizlik gözlerinin önünde yaşanıyordu oysaki...