"Ey millet, birçok şey verdiniz, büyük sıkıntılara katlandınız ama dostun düşmanın hayran olduğu bir sırça köşk elde ettiniz. Onun azameti, onun parlaklığı yanında üç beş çuval ekin, dört beş davar nedir ki? Biz sizin şanınız, şerefiniz için çalışıyoruz, sizin iyiliğinizden başka bir şey düşünmüyoruz. Bakın, bugün getirip bıraktığınız koyunların bile hepsini yemedik, boğazımızdan kestik, bir kısmını size geri vereceğiz. Bütün koyunların kelleleri halka dağıtılsın!"
Yalnız şu hayırsız anaların çocuklarını bu soğukta yarı çıplak, eline bir mektup tıkıştırarak sokağa salıvermeleri fenama gidiyor. Belki akılsız, iradesiz bir kadındır; belki yardım edecek kimsesi yoktur, onun için bağdaş kurup köşeye oturmuştur. Belki sahiden hastadır. Yine de gereken yerlere başvurmak lazım. Dolandırıcının biri olmadığı, aç, cılız bir çocuğu alemden para çekmek için gönderip onu hastalığa sürüklemediği ne malum?