Bu kitabı okumadan önce Nietzsche'nin hayatının araştırılmasını öneririm. Çünkü çokça metaforlar ve imgeler kullanılmış. Öyle ki bu kitapta imgelem yetimi zorladığım kadar başka bir eserde zorladığımı hatırlamıyorum. Tabi bu büyük bir keyif veriyor. Haliyle neye işaret ettiklerini anlamak için hayatını bilmekte fayda görüyorum.
Nietzsche'nin yalnızlığı, akademiden atılışı, dostlarıyla arasının açılması... Kitapta bunlardan izler görüyorum. Kendi zamanına konuşmuyor olduğunun da son derece bilincinde. Üstinsanın mimarlarına, çocuklarına konuşuyor Nietzsche. "Dönekler Üzerine" metninde olduğu gibi, dincilerden, düşünme yetisini kaybetmişlerden ve gerçekleri göremeyenlerden yani kısacası halkın büyük çoğunluğundan ve hakim paradigmadan yaşadığı bulantıyı ve tiksintiyi bir çok yerde açık ediyor. Kendisi de bu kulaklara ağız olamayacağının farkında. O, çocuklarına, ilerideki bir zaman dilimine sesleniyor. Nitekim haklı da çıkıyor.
"Ey kardeşlerim, kırın, kırın şu eski levhaları!"
'Eski ve Yeni Levhalar Üzerine' adlı metninden anlayacağımız üzere, eski paradigmanın levhalarını yıkmak, yenilerini asmak istiyor. Üstinsan'ı vadediyor biz çocuklarına. İnsan için maymun ne ise, üstinsan için de insan odur, diye açıklıyor.
"Ey kardeşlerim, geriye değil, aksine ileriye bakmalı sizin asaletiniz! Bütün baba yurtlarından ve ana yurtlarından sürülenler olmalısınız!
Çocuklarınızın yurdunu sevmelisiniz: bu sevgi olsun yeni asaletiniz - en uzak denizlerdeki o keşfedilmemiş ülke! Oraya yelken açmanızı ve orayı aramanızı istiyorum sizden!
Atalarımızın çocuğu oluşunuzu kendi çocuklarınızda telafi etmelisiniz: böyle kurtarmalısınız geçmişteki herşeyi! Bu yeni levhayı koyuyorum üzerinize!"
Hayatından çok etkilenip, biraz da hüzünlendiğim için olsa gerek, çok hoşuma gitti. Müthiş bir edebi