Gerçekle kurduğumuz çok sayıda ilişki, ona atfettiğimiz içerikle ilgilidir. Etrafımızdaki kişilerin hareketlerini onlara atfettiğimiz içeriğe göre yargılarız. Durmadan ya bizi şaşırtırlar ya da hayal kırıklığına uğratırlar. Kendi hareketlerimizin seyircisi olarak, kendimizi de sınırlı bir içerikle yargılarız. Ve karşımızdakiler de bizi, biz kendimizi nasıl görüyorsak öyle görürler. Eğer kendi değerimizi aile ve toplumla ilgili olumsuz algıya boyun eğerek alçaltırsak, sadece ruhani bir üstat içimizde saklı olan hazinemizi ortaya çıkarabilir. Bu,bize yüce değerler kazandırır. Bazıları modern dünyanın şiddet dolu olduğunu ve terör içinde yaşadığımızı söyler; ötekileri dünyanın şiddetle dolu bir cennet olduğunu ama bu şiddetin sadece bir kaza olduğunu düşünür, onun temel bir özelliği olduğunu düşünmezler.
Kafeste beslenen bir kuş gibi olmayacağım, diye düşündüm. Kafesin kapısı açıkken bile uçmayacak kadar aptal olmayacağım.
Ormana ayak bastım ve hayatım başladı.
Baksanıza, bu halklar nasıl da bezirgânların yaptığını yapıyor ve her türlü çerçöpün içinden en küçük menfaati bile topluyor.
Pusu kuruyorlar birbirlerine ve bunun adına da "iyi komşuluk ilişkileri" diyorlar.
Cesurları severim fakat tecrübeli bir savaşçı olmak yetmez, insan kime vuracağını da bilmeli.
Daha büyük cesaret gerektirir çoğu zaman sakin kalmak ve yürüyüp gitmek; insan kendini daha vakur bir düşmana saklamış olur böylece.