İlk 'Canım' demek istediğinde ar etmiş dedem, 'Hanım' dese 'malım' demiş gibi olur diye korkmuş, 'Vesile' dese çok resmi, soğuk. Ama kendinden tarafa bakmasını istiyormuş, onu görmesini, onun içini, yüreğini, sevdasını fark etmesini istiyormuş; anlatacak, dökülecek, gerekirse ağlayacakmış. 'Baksana' dese olmaz, 'Bak hele...' demiş, devamını getirebilecekmiş gibi. Bakele dönüp bakmış. Dedem bütün söyleyeceklerini unutmuş, öylece kalmış."
Biz soyulduk. Bailey 'in ışığı, Paulie'nin tatlılığı, Grant'in dürüstlüğü, Jesse ' nin tutkusu ve Beans'in yaşam sevgisi bizden çalındı. Biz soyulduk. Ama gülümsemeye karar verdik. Tıpkı Bailey'nin öyle yapıp hırsızdan birşey çaldığı gibi.
Evet, her şey çürüyor, her şey... İnsanlar da çürümeyeceklermi? Eylülde sanki bahara hasret çeken mahsun bir tazelik, sanki üzerine çöken kışın, kendini yok etmek isteyen sonbaharın aksine kalıcı olmak, tekrar bahar olmak mücadelesi vardır.