İnsanoğlu öyle acayip bir mahluktur ki, onun öncelik sıralamasında ekmekle, din sık sık yer değiştirir. Karnı açsa, onun için en kutsal mekan midesidir. Ancak bedeninin ihtiyaçlarını giderince, yani dünyalığını kurtarınca, öteki dünya aklına gelir.
Bana öyle geliyor ki ruhumun tümünü, yakasına takacak bir çiçek yerine koyan birine vermişim; kibrini okşayacak bir süs yerine koyuyor benim ruhumu, bir yaz gününde kullanılıp atılacak bir süs.
“Bazı insanlar vardır tren tarifeleri okumayı sever, bütün günlerini bunu yaparak geçirirler. Bazıları kibritlerden dev gemi maketleri yapar. Yani bunları yapanlar varken, seni anlamaya çalışan en azından bir kişinin olması neden olağanüstü olsun?”
Ailenin her üyesi, kendi bilinç hücresinin içinde -oradan bir iki deneyim, buradan bir kaç parça bilgi toplayarak- gerçekliğe dair kendi yamalı yorganını dikiyordu.