H.

"Elbet ez ê xwe bi awayekî teng di nav girêdana civatekê de (partîkularîzm) binax nekim. Lê qet niyeta min tuneye ku ez xwe di rêya gerdûnîtiyeke xumamî, bêşikl û şemal de jî winda bikim." (Aimé Césaire)
Kurdî
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu kitabın(Anti-Oedipus)yazılış tekniğine gelirsek, iki ki­şi yazmak özel bir sorun çıkarmadı, ama giderek daha fazla farkına vardığımız belli bir işlev gördü. Psikiyatri, hatta psika­naliz kitaplarında oldukça çarpıcı bir şey var, hasta olduğu varsayılan kişinin söyledikleriyle tedavi edenin hasta hakkında söyledikleri arasında bu kitapları kateden bir ikilik var. "Vaka" ile vakanın yorumu ya da analizi arasında. Pathos'a karşı lo­gos: hastanın bir şeyler söylediği, tedavi edenin de bunların semptom ya da anlam düzeyinde ne demek olduğunu söyledi­ği varsayılıyor. Bu, hastanın söylediklerinin ezilip geçilmesine, ikiyüzlü biçimde elenmesine yol açıyor. Biz, asla delice bir kitap yazdığımızı iddia etmedik, ama konuşanın tam olarak kim olduğunun, tedavi eden mi, tedavi edilen mi, şimdiki, geçmiş ya da gelecek bir hasta mı olduğu­ nun artık bilinmediği, bilinmesinin artık mümkün olmadığı bir kitap yazmak istedik.
Sayfa 341
Bazı koşullarda kitleler devrimci iradelerini ortaya koyuyor­lar, arzuları bütün engelleri silip süpürüyor, bilinmedik ufuklar açıyor, ama bunu en son fark edenler, sözde onları temsil eden örgütler ve kişiler. Yönetenler ihanet ediyor! Besbelli bu! Peki neden yönetilenler onları dinlemeyi sürdürüyorlar? iktidar'dan bürokratlara, bürokratlardan militanlara, militanlardan da doğrudan kitlelere uzanarak ardışık derecelerle işleyen bilinç­ dışı bir suç ortaklığının, baskının içselleştirilmesinin sonucu değil mi bu? Öyle olduğunu 68 Mayısı'ndan sonra gördük. (Felix Guattari)
Sayfa 338
Biz, politik bilinci 1945'teki Kurtuluş'un coşkusu ve naifliği içinde, onun faşizmi lanetleyen efsaneleriyle doğmuş olan bir kuşağın parçasıyız. Kısırlaştırılan bir başka devrim olan 68 Mayısı'nın yanıtsız bıraktığı sorular, bizim için önceki dönemle öylesine çarpıcı bir paralellik içinde geliştiler ki biz de başka birçokları gibi bize hazırlanan yarınlardan, eski zamanların faşizmini aratacak yeni moda bir faşizmin marşlarının söyle­nebileceği yarınlardan endişe etmeye başladık. (Felix Guattari)
Sayfa 337
"...arzu, iktidar ve çıkar ara­sındaki ilişkiler genellikle sanıldığından daha karmaşık ve iktidarı uygulayanlar zorunlu olarak onu uygulamaktan çıka­rı olanlar değil, çıkarı olanlar onu uygulamıyor, iktidar arzusu iktidar ile çıkar arasında yine tekil bir oyun oynuyor. Faşizm sırasında kitleler - tam da iktidarı kitlelerin ölümüne, kurban edilmelerine, katıedilmelerine dek istedikleri için - onlarla ilgisi olmayan birilerinin iktidarı uygulamasını isterler ve onlar her şeye rağmen bu iktidarı arzularlar, bu iktidarın uygulan­masını arzularlar. Bu arzu, iktidar ve çıkar oyunu henüz pek bilinmiyor. Sömürünün ne olduğunu öğrenmek çok zaman aldı. Arzu da uzun bir meseleydi ve hala da öyle. Şimdi verilen mücadelelerin ve bu mücadelelerde geliştirilmekte olan, on­larla tamamen örtüşen yerel, bölgesel, kesintili teorilerin, iktidarın uygulanma biçiminin keşfinin başlangıcı olması mümkündür." (Michel Foucault)
Sayfa 332