Yalnız tek bir düşüncem vardı. "Amacıma ulaşmak."
Ne kadar da beni tanımlayan bir cümle..
Bazı insanlar, amaçlarına ulaşmak için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar. Kitaptaki doktorunda asıl amacı. "o sırrı koruyabilmekti."
Kitapta, bir diğer dikkatimi çeken kısım da Stefan zweig aslında intihar edeceğini bütün kitaplarında bize sezdirmiş.sadece karakterleri arasına gizlemiş.
Kalemi güzel adam, rahat uyu.. Yine eserinin harikalığıyla övünen bir sürü genç var..
Güzel bir serüvendi
Heyecanla okudum.
“Gerçekten hiçbir şey hatırlamıyorum, bana ne oldu bilmiyorum… Neden bu kadar çok Zweig kitabı okumaya başladım, bilmiyorum...”
Stefan Zweig okuyanlar bilir, Zweig'in bir kitabını okuyan kişi artık iflah olmaz ve bütün kitaplarını okumaya başlar. Adeta bir Amok Koşucusu gibi...
Peki Amok koşucusu nedir? Hemen cevaplayayım, bir tür çıldırma durumudur. Bu tabir, bugün dünyanın her yerinde benzer cinnet olaylarında faili tanımlamak için kullanılır. Kökeni bir çeşit intihar saldırısı geleneğine dayanır. Amok koşucusu sonuna kadar savaşır sonunda savaştığı şey uğruna ölür.
Hem ülkemizde, hem de dünyanın pek çok yerinde, bir dizi insanı öldürüp ardından kendisini öldüren insanların haberlerini sürekli duyuyoruz/okuyoruz. İşte bunların hepsi birer amok koşucusu. Bu durumun aktörlerinden, şayet hayatta kalanlar varsa, ifadeleri de genelde şöyledir; “Gerçekten hiçbir şey hatırlamıyorum, bana ne oldu bilmiyorum…”
İşte amok koşucusu da böyledir. Bir çıldırma haliyle harekete geçer. Kendisinin gücü kalmayacak ve artık düşüp ölecek hale gelene kadar karşısına çıkan her şeyi yok etme eğilimindedir.
Esasen yazarımız Stefan Zweig da bir amok koşucusudur. Yaşamına intihar ederek son verdiğini düşünürsek, kısmen de olsa yazarın da bir amok koşucusu olduğunu söyleyebiliriz.
İnsanın bütün algısı hissettiklerinden ibarettir .
Peki ya hissetmesi gerekenleri aslında hissetmiyorsa ne olacak ?
Kendi duvarlarının ardında bir esirse ne yapacak ?
Nasıl çıkacak bu girdaptan ?