Üstad bu romanında; O puslu dönemin acılarını, umutsuzluğunu ve kaygılarını paslı sandıklardan çıkartarak dönemin Avrupa insanının iç çelişkileri ve yalnızlığına da atıfla inanılmaz kurgulayarak sunmuş okura. Kitap ve edebiyat tutkunu 15’lik Ken-nan’nın hikayesinin İnce Memed’ e benzetilen kaybolan ve türlü badirelerden geçen abisi Harun’nun
kardeşine hakkının teslimi olan bu eser bana bitiminde göz yaşı döktürdü. Kemal VarolOnu Sevdiğim Zamanlar
Yazar Georgi Gospodinov’un bu kitabı -biz anadolu insanında da çokca görülen- babasına mesafeli hayatının sinematografisi denebilir. Babasının son günlerindeki her anının ölümünden sonra sayıklamalası ve içini döküşünün enfes anlatımı. İç titretici ve etkileyici.
Martin Eden ve Demir Ökçe yazarı Jack London hayranıyım ve bu eserleri hayranlıkla okudum. Neredeyse La Fontaine’i aratmayacak kıvamda, hatta edebi sahnede benzeri olmayan hayvan insan ilişkisi üzerine kurulmuş. Roman kahramanı Buck üzerinden insan ve zor yaşam koşullarına rağmen evrensel ders ve öğretilerin altı çiziliyor.
Türk filmi gibi başlayıp, bambaşka ufuklara götüren, ardından beyin patlatan finalle biten bu eseri kaçırmamalı, mutlaka okumalı kitapçılar.
Modern klasiklerde yer almayı sonuna kadar hak ediyor.
İhsan Oktay Hoca yine bizlere uyanıkken rüya gördürmeyi başardı.
Dönem vurgusu,deniz savaşları, efsaneler, masallar, hülyalar ve dahası.
İhsan Oktay severlerin bir çırpıda hüüpletecekleri cinsten.