Okuyanlar için bir inceleme. Duygu paylaşımı
Böyle bir konuya değinmezse olmazdı Yaşar Kemalim'iz. Kadın cinayetleri geçmişten günümüze o kadar karşılaştığımız bir olay ki bir türlü çözüme kavuşturamadık. Bir türlü cahilliği ortadan kaldıramadık ve sanırım insanlık boyunca da kaldıramayacağız.
Ne yazık ki insanlar cahil kalmayı, sorgulamamayı tercih ediyor. İş konusunda tembel insanların varlığını gözle görüyoruz ama düşünce konusunda tembelliği görsek de idrak edemiyoruz. İnsanımız kendini geliştiremiyor, sabit fikirlerden, sabit ideolojielerden kendini kurtaramıyor. Malesef kitapta değinilen olgu hala günümüzde karşılaştığımız durumlardan. Dinin kullanımı, ya da yanlış anlaşılması ya da kötü niyetli insanlar tarafından sömüre edilmesi bu durumun sebeplerinden biri bence. Bir de bunun üzerine eğitimsizlik, gelenek görenek, eskilere
bağlılık eklenince mantıklı sonuçlar doğurmuyor haliyle. Kadın cinayetleri konusunda alkış tutuyor toplum adete canilere. Onları teşvik ediyor, güdülüyor, destekliyor. Namus kavramı altında katledilen hayatlardan zevk duyuyor bir kesim insanımız. Kardeşin kardeşini, babanın evladını, evladın annesini öldürmesi bazıları için bir film gösterisi adeta. Ah! Kendi canları olsa söz konusu bu kadar gaddar olabilirler miydi acaba?
Elbette öncelerde bu daha yaygın bir durumdu hem de çok yaygın. Ama hala işin içinden çıkabilmiş değiliz. Bunun üstesinden ancak tek bir yolla gelebiliriz o da eğitim. Her şeyin üzerinde olan tek gerçek; yaşam hakkı.
Kitabımız bu konuyu çok güzel işlemiş. Toplumun geri kalmışlığını(üzülerek söylüyorum ki bu tabir yerinde olacak), dinin yanlış anlaşılmasını, ahlaki değerlerin güçlü olanın elinde olduğunu çok iyi ifade etmiş büyük yazar. O kadar iyi analiz edilmiş bir konu ki iyiki okudum diyorum. Keşke orada biri