“ Hayatta boşluk bırakılmaya gelmez. Bir başka tasavvur gelir, o boşluğu hemen doldurur! İsteseniz de istemeseniz de! “
Peki bizim hayatımızdaki yeri doldurulan boşluklarımız neler? ...
Sabahattin Ali’nin 1946-1947 de yazdığı kısa öykü ve masallardan oluşan kitabı ve devlete başkaldırı olarak görüldüğü için bir dönem yayından kaldırılmıştır hatta okuyanlar vatan haini olmakla suçlanmış.
Hikayeleri açık bir şekilde sistem, yaşadığımız düzen eleştirisi. Eleştirdiği bu düzeni toplumun her kesiminden parça hikayelerle anlatmış ve bu da döneme ışık tuttuğu kadar günümüze de tutuyor, çünkü isimleri değişik olsa da olaylar aynı.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
Zweig ‘Olağan Üstü Bir Gece’de olağan üstü bir şekilde kendini bulan bir burjuvanın hikayesini diğer kitaplarında olduğu gibi yalın bir dille anlatıyor. ‘Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar’.
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,6bin okunma
18 yaşındaki bir öğretmenin tüm gerçekliğiyle bir Anadolu köyünü anlatan kitap. Halkın fakirliği, açlığı , cehaleti o kadar göz önündeki gelişmek için hiç bir şey yapmamaları hatta bunu değiştirmeye çalışan öğretmenleri bile zor durumda bırakmalarını, nasıl düzeltmeye çalıştığını çok yalın bir şekilde anlatmış Mahmut Makal.
Bizim KöyMahmut Makal · Literatür Yayıncılık Dağıtım · 20241,562 okunma
İrene’nin sıradanlaşan hayatına getirdiği yasak heyecanın korkuya dönüşmesi ve hayatındaki güzel şeyleri de yitirme korkusunun çok güzel anlatıldığı kitap.
Stefan Zweig’ın oluşturduğu konudan ve kurgudan uzun bir roman yazabilecekken kısa ve öz olan ama istediği duyguyu rahatlıkla verdiği kitaplarını çok seviyorum.Korku’da da korkuyu ve beraberinde getirdiği hisleri çok güzel anlatmış.
Kitapta da dendiği gibi; “Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.”