Günümüz toplumu artık Foucault'nun bahsettiği hastaneler, tımarhaneler, hapishaneler, kışlalar ve fabrikalardan oluşan bir disiplin toplumu değil. Bunların yerini çoktan beridir fitness salonları, bürolardan oluşan gökdelenler, bankalar, havaalanları, alışveriş merkezleri ve gen laboratuvarları aldı. 21. yüzyıl toplumu artık bir disiplin toplumu değil, performans toplumudur. Sakinleri de 'itaatkar özne değil, performans öznesidir. Bu özneler kendi kendilerinin müteşebbisleridir.
Şiddet yalnızca negatiflikten değil, pozitiflikten de meydana çıkar. Yalnızca başka veya yabancıdan değil aynıdan da doğar. Baudrillard, açıkça bu pozitif şiddete işaret ederek şöyle yazmıştı: "Aynıyla yaşayan, aynıdan ölür." Baudrillard aynı şekilde enformasyon, iletişim veya üretim sistemleri gibi "bugünkü bütün sistemlerin obezliğinden" de bahsetmişti. Yağ bağlamaya karşı bir bağışıklık sistemi yoktur. Fakat Baudrillard aynının totaliteryanizmini, kaldı ki bu nokta teorisinin zayıf karnıdır, bağışıklık perspektifiyle ortaya koymuştur: "Bağışıklıktan, antikorlardan, organ naklinden ve balgamdan bu kadar konuşuluyor olması tesadüf değil. Fakirlik vaktinde insanlar asimilasyon ve massedilmek üzerine kaygı duydular. Refah zamanlarında ise problem inkar ve püskürtmekten müteşekkildi. Bugünse, evrensel iletişim ve aşırı enformasyon, beşeri direnç kuvvetini tehdit etmektedir." Aynının hüküm sürdüğü bir sistemde, direnç mevzubahis edilecekse bundan ancak mecazen bahsedilebilir. Bağışıklık direnci kendini her zaman, gerçek anlamıyla, bir başkaya veya yabancıya karşı konumlandırır. Aynılık, yalnızca antikorların oluşmasına sebep olmamıştır. Aynının hüküm sürdüğü bir sistemde direnci kuvvetlendirmenin bir manası yoktur.
Fakat, nasıl olursa olsun, rahatlıkla söyleyebiliriz ki, vejetaryenlerin(veganların) çoğunluğu için, ne biseps ve trisepslerinin et yiyenlerinkinden daha sağlam olması, ne de organizmalarının hayatın tehlikelerine ve ölüm ihtimallerine daha iyi direnç gösterebilmesi mesele değildir, daha da önemlisi: onlar için önemli nokta insanı sözde aşağı hayvanlara, ve bunlara ek olarak insanlar arasındaki yamyamlığa çoktan son veren duyarlı kardeşlerimize birleştiren yakınlık ve iyi niyet bağının tanınmasıdır. Yamyamlar tarafından geleneksel beslenme şekillerinde bulunan insan etinin kullanılmamasına karşı savunulabilecek nedenler sıradan et-yiyenlerin ileri sürdüklerine sağlam bir zemin oluşturabilir. O korkunç alışkanlığa karşı olan argümanlar tam olarak biz vejetaryenlerin(veganların) bugün kullandığı argümanlardır. At ve inek, tavşan ve kedi, geyik ve yabani tavşan, sülün ve toygar, et yerine dost oldukları zaman bizleri daha fazla memnun ederler. Biz onları saygın görevdaşlar olarak, veya basitçe hayatın ve dostluğun neşesindeki yoldaşlarımız olarak korumak istiyoruz.
Unutacağım ne varsa; yılı, tarihi, günleri
kapa beni yapyalnız, bir yaprak kağıtla odama,
insanüstü bir büyü koşup gidecek ileri
sözcük sözcük çalkalanmış acıların akımıyla!