Felsefe ile ilgili olanlar takip edebilir çok faydalı bir kanal...
Doç.Dr. Hasan AYDIN'la Felsefe ve Felsefe Tarihi Üzerine
open.spotify.com/episode/4fCn3r1...
Fani kelime, dürüst mavzer aşkına, ey acı nasıl bir alışkanlıksın sen? Ey büklüm bükük, akantha yaprakları, kufi yazı. Ey yanık tapınağın susuğu, oğlancı imam, on yaşında kızlar seven tepegöz papaz, bu ne aşk, bu ne megalit ve dahi gastrit.
İçimden atamadığım bir yumru, bir ateş, bir lanet var sanki. Başım çok ağrıyor, kalbim çok ağrıyor, gözlerim çok ağrıyor... Bildiğim, öğrendiğim, yaşadığım her şey yavaş yavaş siliniyor aklımdan... Geceleri azap gibi... Kâbuslar yakamı bırakmıyor bir türlü... Kötü bir şeyler olacakmış duygusu var içimde, neyin ne olduğunu kavrayamıyorum çok zaman... Zaman benim dışımda ilerliyormuş gibi, zaman beni kusacakmış gibi, kelimeler bir araya toplanıp, bir vücut olup beni içinden atacakmış gibi...
youtu.be/xCxHvNl9MmQ
Otuz bir çekenlerle ve oğlancılarla dolu bir dünya bizimkinden daha az sefil olurdu, hakikat bu işte. Hayali bir görevi yerine getirdiğimiz ve zaman aşımına uğramış buyruklara uyduğumuz için sefiliz, ama görev bizi iğrenç durumumuzdan çekip çıkarmıyor ve buyruklar bizi orada sebat etmeye zorluyor. Yirmi yüzyıldır üzerimizde tahakküm süren ahlak düzeni miadını doldurdu bizse onun barbarlığını ölçüyoruz hâlâ, o ayakta kalmaya çabalıyor biz ölüyoruz, hem de sayısızca, o düzen kurbanlarından daima reddetmiş olduğu hoşgörüyü talep ediyor şimdi, kardeşlik vaaz ediyor, kendi hiç aldırmamıştı oysa, başkalaşmaktan söz ediyor, o ki hareketsiz olmakla övünürdü, eskimiş tulumlarına doldurmak için yenliklere el koymak istiyor, gelmekte olandan tiksiniyor ve hiçbir şeyi engelleyemediğinden, kendini gösteriyor ve bize olmayacak vaatlerde bulunuyor.
– Albert Caraco / Kaos'un Kutsal Kitabı / Sayfa 31(otuz bir)